Türkiye Üniversite Kulüpleri Eğitim ve Gençlik Dergisi

E-Posta :  Şifre :    GİRİŞ
 GİRİŞ
 ÜYE OL


PROFİLİM
Arkadaşlarım
Mesajlarım
PAYLAŞIM DUVARI
ÜNİVERSİTELER
HABER BAŞLIKLARI
Son Haberler
En Çok Okunanlar
VİDEOLAR
Son Videolar
En Çok İzlenenler
Video Ekle
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle
KULÜPLER
Kulüplerim
Kulüp Haberleri
En Etkin Kulüpler
Kulüp Ekle
ETKİNLİKLER
Etkinlik Duyuruları
Etkinlik Ekle
SON VİDEOLAR

USTA KALEMŞÖRLER tümü
SON KALEMŞÖRLER tümü
YERLEŞKE 2023'ten
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle

Takip Ettikleriniz
Giriş yapmalısınız!


Fotoğraflarla Yerleşke






Üniversite gençliğine üniversite yaşamının tadını çıkarmalarını tavsiye ederim. Hayatlarının en güzel günlerini sadece ders çalışarak geçirmesinler
Kültür Sanat | 13.01.2011 | 334 Okunma




Günümüzde sanat eğitimi veren üniversitelerin genel durumunu nasıl buluyorsunuz? Türkiye’de sanat eğitimi yeterli düzeyde midir?

Türkiye’de sanat eğitimi ne yazık ki yeterli değil. Gördüğüm kadarıyla çocuklara sadece teknik bilgi veriyorlar. Nasıl çizgi kullanılır, boya nasıl kullanılır gibi teknik bilgiler. Onların yaratıcılığını geliştiren çalışmalar yapılmıyor. Yurt dışında öğrencilere SA denilen ödevler yaptırırlar. Proje niteliğindedir bu ödevler. Bu projeyi öğrenci yaparken doğal olarak araştırma yapar ve kendi yaratıcılığını ortaya koyar. Tamamen araştırmanın gelişimi üzerine kurulmuş bir sistem. Bu sistem Türkiye’de yok. İkincisi Türkiye’de sanat eğitiminin geri kalmasının nedenlerinden bir tanesi de öğretim görevlilerinin üzerinde çok büyük yük var. Yani öğretim görevlileri acayip bir bürokrasi ile cebelleşiyor. Bürokrasiyle cebelleşmeleri sonucunda sanat eğitimi alan öğrencilerine ayıracakları vakitleri çok az. Bu eğitimin kalitesini otomatik olarak düşürüyor. Onun dışında üniversitelerde sanat eğitimi kütüphaneleri yok. Sanat eğitimi kütüphanelerinin olması gerekiyor. Yani bir öğrenci Leonardo’yu görmek istiyorsa ya da herhangi bir çağdaş sanattan bir ismi görmek istiyorsa onları önce o kütüphanelerde görme imkânları olmalıdır. Sanat eğitimini geliştirecek projeler yapılmıyor. Her şeyden önce üniversiteler özgür, bağımsız değil! Öğrenci korkak yetiştiriliyor, soru sorma yok, marjinal çıkışlara yer yok. Yurt dışında verdiğim konferanslarda öğrenciler soru sormaktan, konuları irdelemekten çekinmiyorlar ve çok yüksek katılım söz konusu. Çünkü analitik düşünce yapısı ve araştırmacı sistem öğrencinin içine yerleşmiş dolayısıyla korkusuzca soru sorabiliyor.

Fakat Türkiye’de vermiş olduğum konferanslarda katılım çok düşük. Çocuk soru sormaktan çekiniyor. Acaba kırar mıyım? Yanlış anlaşılır mıyım? Hocalarımın tepkisini alır mıyım? Bu gibi düşüncelerle ilerliyorlar. Türkiye’de de bu sistemin, üniversitenin özgürlük kokusunun bir şekilde öğrenciye empoze edilmesi gerekiyor. Türkiye’de sanat eğitimi içinde sitüasyonist (Durumculuk) ve individual (kendinsencilik) felsefesi yani durum bu, biz ne yapalım, biz böyle devam edelim bu statükoyu değiştiremeyiz. Bu kendinsellik, örgütlenmeden uzak sadece kendi gücüyle yükselmeye çalışma durumu ne yazık ki Türkiye’de öğrencilerin kendi başlarına kalmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da çocuklar üniversiteyi bitirdikten sonra sahipsiz atlar gibi kendi başlarına kalıp çıkmaza giriyorlar. Sağa sola dağılıyorlar. Benim gördüğüm kadarıyla bu Türkiye’deki üniversitelerin en önemli sorunudur.
 
Sanat eğitiminin gelişimi için neler yapılmalıdır?

Sanat eğitiminin gelişimi için az öncede söylediğim gibi üniversite özgür olmalı; öğrenci istediğini söylemeli; isteyen istediği şekilde davranmalı. Çünkü sanatta özgürlük olmazsa sanat ilerleyemez. Aslında her şey için bu böyledir ama sanatta buna özel olarak ihtiyaç var. Bunun dışında yurt dışındaki üniversitelerle sanat eğitimi alanında güçlü bağlantılar kurulmalıdır. Benim dönemimde yoktu ama şimdi erasmus programları var ve bu programlar bence hayati önem taşıyor. Kendini geliştirmek anlamında bu programlar çok önemli. O yüzden bu tür programların çoğaltılması lazım. Bence Türkiye’de sanat eğitimin gelişmesi için artist profesör sistemi geliştirilmeli. Oradaki üniversitelere baktığınızda bir kadrolu öğretim görevlileri vardır. Bunlar öğretim görevlileri, profesörler, doçentler, yardımcı doçentler, doktorlardır. Onun dışında sanat piyasası içinde yer alan ismi cismi olan bir takım sanatçılar da belirli günlerde, belirli saatlerde üniversitelerde derslere girerler. Bu çok önemlidir, bizdeki sistemde sanatçılar para kazanamadığı için üniversitelerde aynı zamanda akademisyen olmak durumunda kalmışlardır. Ama akademisyenlik ve sanatçılık farklıdır.

Sanatçılarında öngörülerini, içinde bulundukları durumları ve pratik hayatı bir şekilde gençlere anlatmak için üniversitelerde ders vermeleri gerekir. Sözün gelişi örnek vereyim: Bedri Baykam, Mustafa Horasan gibi tanınmış, Türkiye’nin önemli isimleri sanat ortamı içerisinde eser üretirler. Ürettikleri bu eserlerin dışında birçok konuda birçok kişiden haberleri vardır. Bunların o bildikleri konuyu öğrencilerine anlatmaları o okul için, eğitim sistemi için, öğrenciler için inanılmaz değerlidir. Böyle insanlar üniversiteye getirildiğinde o üniversitenin akademik kadroları da rahatlar. Yani bir hoca haftada 30 saat ders vereceğine 7 saat ders verir ya da 15 saat ders verir.

Onun boşluğu da oradaki artist profesör dediğimiz asıl mesleği sanatçılık olan ama onun dışında da bildiklerini sisteme öğreten, öğretmeye çalışan kişilerin yardımıyla dolar. Böylece hem sistem daha dengeli devam eder hem pratik hayatı hem de teoriyi çözerek ilerler. Yine dediğim gibi sanat kütüphanelerinin mutlaka olması gerekir. Analitik düşünce yapısını geliştirecek uygulamalı eğitim sistemi olmalı. Geleceğe yönelik sorumluluk taşıyan bir yapı oluşturulmalı. Öğrenci ile bağlar hemen kesilmemeli. Sadece sanat değil, sanat yönetimi de fakültelerde okutulmaya başlamalıdır.
 
Genç Sanat’ın Türkiye’deki konumu nedir?
Geçmişe göre genç sanat biraz daha iyi bir konuma geldi. Bunda en önemli faktör iletişim yapısının; medyanın, bilgisayar teknolojinin gelişmesi. Tüm bunlara karşın nüfusunun yarısı genç olan bir ülke için yeterli değil. Statükocu durum kırılmalı. Genç sanatçıların yer aldığı projeler çoğaltılmalı ya da projelerde genç sanatçılara daha fazla yer verilmelidir. Ben bu konuda çok hassasım. Her yaptığım sergiye muhakkak genç bir sanatçı koyuyorum. Küratörlüğünü yaptığım Genç Ustalar Sergisi, Alif Art Genç Sanatçılar Müzayedesi gibi, onun dışında eş küratörlüğünü yaptığım Çanakkale Bienali’nde hem genç sanatçılara yer verdim hem de onlarla birlikte örgütlenip 100 civarında üniversitesi öğrencisi ile gönüllü olarak çalıştık. Ben bir küratör olarak her zaman üzerime düşeni yapıyorum.

Gençlere söz hakkı verilmeli, onlar dinlenmeli. Bunların dışında bir örnek vermek istiyorum. 21 yıldır yurt dışında yaşıyorum. Orada sanat projelerine, sanat niteliği taşımadan devlet para vermiyor. Art Counsil (Sanat Konsülü), genç sanatçılara yer verilmeyen, sanat eğitimi projesi olmayan, gelecek nesillere sanat ile ilgili bir şey öğretme niteliği olmayan bir projeyi kabul edilmiyor. Paradan daha çok gelecek unsuru önemseniyor. Genç sanatçılar için bu tür projeler yapılmalı.
 
İstanbul periferisi dışında özellikle Anadolu’daki genç sanatçıların sorunları nelerdir?
İstanbul 20 milyona yaklaşan nüfusu ve konumu itibariyle dünyanın en önemli kentlerinden biridir. Doğal olarak da kendiliğinden bir çekim gücü oluşturarak Türkiye sanatının merkezi olmuştur. Her şey buradadır. Tabi bu durum İstanbul dışında kalan yapıyı önemli ölçüde etkilemiş, hatta ötelemiştir.Tüm medya, önemli galeriler, fuarlar ve bienal burada olduğu için sanat burada belirlenmektedir. Buna karşı Anadolu’da sanatçıların görünürlüğünü sağlayan projeler yapılmalı. Bu projeler gerek devlet, gerek yerel yönetimler, gerekse o yerlerin, kobileri tarafından desteklenmelidir. Aksi takdirde yol almak imkânsızdır.
 
Yerleşke 2023, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluşunun 100.yılında yani 2023 yılında dünyanın en güçlü devletlerinden biri olarak görmek isteyen bir topluluk. Sadece kendi insanına değil tüm insanlığa esin kaynağı olacak evrensel değerlere saygılı ama kendi değerlerine de bağlı bir neslin oluşumuna katkı sağlamak üzere kuruldu. Sizden bu topluluğa vermek istediğiniz bir mesaj bekliyoruz…
 
Üniversite gençliğine üniversite yaşamının tadını çıkarmalarını tavsiye ederim. Hayatlarının en güzel günlerini sadece ders çalışarak geçirmesinler. Gezsinler, eğlensinler, sevgili bulsunlar, okusunlar, hayatlarını analitik olarak yapılandırsınlar. Korkmasınlar; sorunların üstesinden gelmek için girişimci olsunlar. Geçmişi iyi değerlendirip, geleceğe daha iyi adımlarla yürüsünler. Kendilerini, çevrelerini, ülkelerini, tüm insanlığı sevsinler. Âşık olsunlar. Hayata âşık olsunlar…
     
 
Henüz bu habere yorum yapılmadı.
Skandallar Evi
Altın Sahili’nde, aşk, tutku ve intikam üçgeninde yer alan büyüleyici bir ev sizleri bekliyor…..
Ölüm ve Ölmek Üzerine
April Yayıncılık Elisabeth Kübler- Ross külliyatını Türk okuruna sunuyor. Tanıdığımız en güzel insan..
Gün Ne Günü?
Usta yazar Tahsin Yücel, önceki eserlerinden çok farklı bir çalışmayla çıkıyor bu kez okurun karşısı..
Cumhuriyet Tarihi Yalanları
Cumhuriyet tarihi yalancılarına belgelerle MEYDAN okuma!..
Cumhuriyet
1923-1938 cumhuriyet dönemini anlatan Cumhuriyet-Türk Mucizesinin bu ikinci kitabıyla Türkiye üçleme..
Bir Daha Bak
Fenomen yazar Jodi Picoult Bir Daha Bak ile okuyucularını büyülemeye devam ediyor...
Zor Baba
Hasılat rekorları kıran serinin üçüncü filmi “Zor Baba 3”te (Little Fockers), Jack Byrnes (Robert De..
Turist
Hikâye, kırık kalbinin acısından kurtulmak için İtalya’ya giden Amerikalı bir turist, Frank (Depp)’i..
Memlekette Demokrasi Var
Adnan Menderes’i Yassıada’dan kurtarmaya kalkan bir delinin maceralarının anlatıldığı filmde Müjdat ..
Eyvah Eyvah
İlk filmde aşık olduğu kızı (Özge Borak Şakrak) istemek için Firuzan ile (Demet Akbağ) Geyikli’ye do..
Av Mevsimi
Tecrübesi, sezgileri ve takipçiliğiyle tüm teşkilatın “Avcı” olarak bildiği Ferman (Şener Şen) ile y..
Ateşle Oynayan Kız
Stieg Larsson’un tüm dünyayı kasıp kavuran bir fenomene dönüşen Millennium Üçlemesi’nin ateşi Türkiy..
Türk Bilgini: İbni Sina
Batılı Avicenna adıyla şöhrete ulaşan İbni Sinâ, Hâkim-i Tıb, yani hekimlerin hükümdarı olarak Tıp d..
Zülfü Livaneli
Geçmişini bilmek ve tanımak çok önemlidir ama bunu şovenist bir yaklaşımla değil evrensel insan uyga..
Denizhan Özer: Sanat Özgür Olmalı!
Üniversite gençliğine üniversite yaşamının tadını çıkarmalarını tavsiye ederim. Hayatlarının en güze..
E-DERGİ SON SAYI

TÜM SAYILAR
SON EKLENEN HABERLER