YERLEŞKE2023 - Türkiye Üniversite Kulüpleri Eğitim ve Gençlik Dergisi

Yazı Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa KATEGORİLER Araştırma Araştırma Geçmişin Dev Ayak İzleri

Geçmişin Dev Ayak İzleri

e-Posta Yazdır PDF

Dünya Tarihi belki de bir bilinmeyen gerçeği, yüzyıllar sonra toprak altından çıkan dev fosil kalıntılarından öğrendi. Çünkü onlar “Geçmişin Dev Ayak İzleri” olarak insanoğlu tarafından hep merak unsuru oldu. Dünyanın pek çok üniversitesinden bu konuda araştırmalar yapıldı, teoriler ortaya atıldı. Yakın tarihimizde ise onları sinema filmlerinde gördük. Jurassicpark ile hem korktuk hem de heyecanlandık. İşte bir tarih bilmecesinden ibaret dinozorların geçmişi ve ardından bıraktıkları…  
Dinozorlar 160 milyon yıl civarında kara hayatına egemen olmuş hayvanlardır. Dinozor, Yunancada korkunç kertenkele anlamına gelen iki sözcüğün birleştirilmesinden oluşturulmuştur. Bunun nedeni, geçmişte bilim adamlarının dinozorları bir cins kertenkele sanmalarıdır. Türkçede yaygın fakat yanlış olarak “dinazor” diye yazıldığı da olur. Dinozorlar yeryüzünde ilk kez 230–225 milyon yıl önce göründüler. 65 milyon yıl önce ise, çok sayıda dinozor türünün nesli tükendi.
Yeryüzünde çok sayıda dinozor türü bulunmaktaydı (1000 civarında). Bunlardan kimi bitkilerle beslenirken (sauropod), kimi et yiyordu (theropod). En kalabalık otçul dinozor türleri, Apatosaurus ve Brachiosaur idi.

Bunlar gelmiş geçmiş en büyük hayvanlardandı. Örneğin Apatosaurus 30 ton ağırlık ve 21 metre uzunluğa ulaşabiliyordu. Diğer otçul dinozorlar, kendilerini etçil dinozorlardan korumaya yarayacak özel silahlara sahipti. Örneğin Triceratops, başında üç boynuz taşırken, Ankylosaurus çıkıntılı kemiklerle korunuyor, Stegosaurus’un kuyruğunda ise sivri dikenler bulunuyordu.
Etçil dinozorlar, tıpkı insanlar gibi arka ayaklarının üzerinde yürüyorlardı. Bu nedenle ön ayakları kollara benzemiş ve çok küçükleşmişti.
Spinosaurus, Tyrannosaurus, Carnotaurus gibi bazıları son derece büyükken, Compsognathus (yaklaşık 5,5 kg ve 60 cm) gibileri de son derece küçüktü. Bunların daha sonra kuşlara evrimleştiği iddia edildiyse de sonraları bunun doğru olmadığını gösteren deliller ortaya çıkmıştır. Ancak ilk kuşlardan biri Archaeopteryx idi ve uçması dışında kısmen dinozora benziyordu.
Dinozorlarla aynı dönemde Pterosaurus gibi uçabilen canlılar da vardı, ama bunlar dinozorlarla çok yakından ilgili değildi. Aynı zamanda Ichthyosaurus ve Pleisiosaurus gibi çok sayıda yüzebilen sürüngen de vardı. Ama bunlar da dinozorlarla yakın bir ilintiye sahip değillerdi.
Dinozorlar nasıl yok oldu?
Dinozorların nasıl yok olduğuna dair bugüne değin birçok iddia ortaya atılmıştır. Geçmişte, dinozorların kısa bir süre içinde toplu olarak nasıl yok oldukları uzun bir süre açıklanamamış ve yanardağ patlamalarından dünyadaki iklim değişikliklerine kadar çeşitli teoriler ortaya atılmıştır.
1980’de ise Nobel ödüllü fizikçi Luis Alvarez ve oğlu jeolog Walter Alvarez dinozorları bir göktaşının ortadan kaldırdığını ileri sürdüler. Alvarezler'in bu görüşü 80’li yılların sonları ve 90’lı yılların başlarında bilim çevrelerinde ağırlık kazanmış ve ilerleyen yıllarda da ortak kabul olmuştur. Yapılan araştırmalar da bu görüşü kanıtlamıştır. Dinozorların nasıl yok olduğuna ilişkin bilim adamlarının sahip oldukları bu görüş dinozorların sonunun 65 milyon yıl önce yaklaşık 10 km çapında bir göktaşının dünyaya çarpmasıyla gerçekleştiğini açıklar. Bu göktaşı saatte 54.000 km hızla Meksika'nın Yukatan Yarımadası açıklarında dünyaya çarpmış ve çarpma anında 200.000km³ (her bir kenarı 58.480 tane çamaşır makinesinden oluşan dev bir küp olarak düşünülebilir !) madde buharlaşmış, erimiş ya da yüzlerce kilometre öteye savrulmuştur. Bu çarpma sonucu canlı türlerinin yüzde 70'inden fazlası yok olmuş ve 170 km çapındaki, dünyanın en büyük kraterlerinden biri olan Chicxulub krateri meydana gelmiştir. Çarpmanın 100 milyon megaton TNT'ye eşdeğer bir enerji açığa çıkardığı tahmin edilmektedir. Çarpma sonucu oluşan toz tabakası atmosferi kaplamış, dünya aylar boyu karanlıkta kalmış, sıcaklık suyun donma derecesine kadar düşmüş ve asit yağmurları yaşanmıştır. Aylarca süren bu karanlık ve soğuk dönemde bitkilerin fotosentez yapamaması besin zincirini yıkmış ve bu felaketler zinciri de dinozorların sonunu hazırlamıştır. Güneşten mahrum kalan dünyaya buz devri hakim olurken, dinozorlar da dünya sahnesinden çekilmişlerdir.
Diğer taraftan, Yeni Zelanda'nın Massey Üniversitesi'nden Profesör David Penny ile Oxford Üniversitesi'nden evrim uzmanı Dr. Matt Phillips, ''Trends in Ecology and Evolution'' adlı Yeni Zelanda dergisindeki makalelerinde, dinozorların neslinin tükenmesine yol açan göktaşı teorisinin yeniden gözden geçirilmesi yönünde görüş bildirdi.
Bilim adamları, ''Jeofizikçiler 25 yılda, dinozorlar ile pterozorların neslinin tükenmesinin başlıca nedeninin dünyaya göktaşı çarpması olduğu konusunda en ufak bir kanıt ileri sürmedi'' dedi.
Dinozorların neslinin dünyaya göktaşının çarpması yüzünden tükendiğini ifade eden teoride, ''kuşlar ve memelilerin, 65 milyon yıl önce 'Kretase' (Tebeşir Dönemi: 136–65 milyon yıl önce) sonunda göktaşının dünyaya çarpmasından sonra yeryüzünde gelişmeye başladığı'' ifade ediliyor.
Bilim adamları, 80–90 milyon yıl önce çeşitlenmeye başlayan kuşlar ile memelilerin, 20–30 milyon yıl önce sayıca dinozorların önüne geçmeye başladığını belirtti.
David Penny, ''dinozorların neslinin tükendiği dönem ve kuşlar ile memelilerin çoğaldığı dönemin belirlenmesi amacıyla, fosillerin incelenmesi yoluyla, farklı türdeki dinozorların, kuşların ve memelilerin yeryüzünde yaşadığı dönemin öğrenilebileceğini'' kaydetti.

MTA Tabiat Tarihi Müzesi’nde Etçil Dinozor İskeleti

Araştırma konumu Ankara’da Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nde (MTA) sürdürmeye karar verdim. Çünkü burada da gerçek dinozor iskeletleri vardı. Hepimiz biliyoruz ki Maden Tetkik Arama, Ulu Önder Atatürk'ün direktifleri ile 1935 yılında kurulmuştur. 70 yıldır milletimizin hizmetinde olan MTA, zor şartlar altında çalışarak, yurdumuzun her köşesini incelemiş ve yerbilimleri alanında önemli görevler yerine getirmiştir. MTA, yerbilimleriyle ilgili birçok ilke imza atmıştır. Bu ilklerden birini de bilim, eğitim ve kültür alanında Tabiat Tarihi Müzesi'ni açarak yapmıştır.

Enstitünün görev yapmaya başladığı 1935 yılından, 1960'lı yıllara kadar geçen süre içinde, ülkemizin hemen her bölgesinde gerçekleştirilen, yerbilimlerine ait çalışmalar sırasında toplanan ve sayıları gün geçtikçe artan mineral, fosil ve kayaç örnekleri çeşitli dolap ve camekanlar içinde saklanmıştır. Zaman içinde bunlara yurt içi ve yurt dışı üniversitelerden ve çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlardan gelen armağanlar da ilave olmuştur. İşte MTA Tabiat Tarihi Müzesi’ndeki Etçil Dinozor İskeleti…

Etçil Dinozor: Allosaurus sp.
Yaşam Aralığı: Geç Jura; (150-145 milyon yıl)

Allosaurus reptilia (Sürüngenler) sınıfından, Saurischia (Sorişiyalar=Kertenkele kalçalılar) takımının, Theropoda alt takımına ait Allosauridae ailesinin bir cinsidir. Fosillerine Kuzey Amerika'da ve Afrika'da Tanzanya'da rastlanmıştır.. Allosauruslar, iki ayak üzerinde yürürler ve etle beslenirlerdi. Yaklaşık 12 metre uzunluğunda ve 3 ton ağırlığında bir hayvandı ve ot yiyici dev boyutlu Sauropodlar'a saldıracak kadar da güçlüydü. Kafası atalarının tersine, vücuduna oranla daha büyüktü. Çenesi uzun ve derin, 5-10 cm uzunluğundaki dişleri ise geniş ve keskindi. Çenesi ve diğer kafatası kemikleri birbirleriyle gevşek olarak ilintiliydi. Bu da kafadaki öndeki (frontal) ve yanlardaki (parietal) kemiklerin hareket olasılığını arttırmaktaydı. Evrimsel olarak kazanılmış bu yapı, Allosaurus'a besin olarak seçtiği avlarından büyük et parçalarını koparıp yutmak için avantaj sağlamıştı. Kazanılmış bu yapısal özellik günümüzde yılanlarda ve birçok kuşta da bulunmaktadır. Boyun omurları ilave eklem yüzlerine sahipti ve bu da sırt omurlarının gücünü arttırıyordu. Arka ayaklar vücut ölçülerine uyumlu olarak normal uzunlukta gelişmişlerdi. Uyluk kemiği (femur), kaval kemiğinden (tibia) daha uzundu. Arka ayak tarak kemikleri (metatarsallar) oldukça kısaydı. Allosaurus kuş benzeri üç tane ayak parmağına sahipti ve baş parmak geriye dönerek birçok kuşta olduğu gibi destek görevini üstlenmişti. Ön üyeler kısa ve sağlamdı, pençe biçimli üç parmak ayrılmıştı ve bunlar beslenme fonksiyonunda kullanılmak için uygundu; fakat vücudu desteklemek için elverişli bir yapıya sahip değildi. Bu nedenle bu hayvanlar arkadaki iki ayakları üzerinde durmaktaydılar. İskeleti ve bunun giydirilmiş modeli İskelet orijinal olmayıp alçı kopyadır. İskelet Amerika'dan satın alınmış ve parçaları 1974 yılında MTA uzmanları (İbrahim Tekkaya, Ergun Kaptan ve Şevket Şen) tarafından birleştirilmiştir. Dik durması için 3 mm'lik yassı bir tel kullanılmıştır

(NOT: Geçmişte dinozorların kuyruklarının kıvrık olarak durduğuna inanılmaktaydı. Oysa bugün, kuyruğun yere paralel olarak durduğu düşüncesi benimsenmiştir. Bu nedenle eski ve yeni modelin kuyrukları farklı durmaktadır.)

 

Volkan AŞKUN
Hacettepe Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi
4.Sınıf 

 
Reklam

e DERGİ * YENİ SAYIYI BURADAN GÖREBİLİRSİNİZ*

  
 

Haftanın Videosu

BİR ULUSU YIKMAK...

Türk Kızılayı

                                                       

YERLEŞKE 2023'ten

Kalemşörler

 

Reklam ..

Reklam ..

 

 

Destek Olalım ..

Facebook Grubumuz

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterToplam111935