YERLEŞKE2023 - Türkiye Üniversite Kulüpleri Eğitim ve Gençlik Dergisi

Yazı Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Haberler Haluk TARCAN

Haluk TARCAN

e-Posta Yazdır PDF

Bütün Uygarlıkların Kökeninde Biz Varız! Avrupa'yı Avrupa Yapan Sensin,Daha Neyini Taklit Ediyorsun?

 

Müzik, sanat tarihi ve etno/müzikoloji alanlarında eğitim alan, Ön Türk kültürü ile ilgili çalışmalarıyla sanat ve kültür tarihinin yeniden sorgulanması zorunluluğunu ortaya koyan  Haluk Tarcan ile görüştük.

Yerleşke2023: Sayın Hocam müzik hayatınızla ilgili bilimsel araştırmalarınız nasıl başladı?

Haluk Tarcan = Paris’e Piyano tekniği için gitmiştim. Orada, Piyano tekniğini gösterir bir alfabe düzenledim; Değerlendirilmesi için Sorbon’a müracaat ettim tamamıyla kendi kafamdan çıkan bir sistem kurmuş olmam nedeniyle “Bilimsel araştırmacı” niteliğine sahip  olduğum kanısına vararak  bana Centre National de la Recherche Scientifique (Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi)’den burs verdiler ve 1962’de çalışmalara başladım.

Paris Bilim Akademisi ikiye ayrılır, bir bölüm üniversitelerdir, esas görevleri öğretimdir. Öteki bölüm ise, bu araştırma merkezidir, kısaca(CNRS).diye tanınır. Sadece Bilimsel araştırma yapılır,1000 laboratuarla çalışır. Benim bulunduğum bölüm. Budunsal Müzik bölümüdür, ders ve konferanslar Sorbon’un 6’nci seksiyonunda verilir. Araştırmacılar, aylar süren çalışmalarını ders ve konferans olarak verirler ve konferanslara ilgili tüm profesörler gelir. Çetin tartışmalar olur. Her ders/konferans bir imtihan gibidir. Silinirsiniz ya da kalırsınız…

Benden, Batılının bir türlü beceremediği bizim kanımızda var olan, geleneksel halkoyunu ve türkülerimizin karakteristiği olan, Aksak tartıları açıklamam istendi; örneğin Zeybek gibi… Batıda müzik tartıları tek ya da çift sayılıdır; Vals’ın 3lü tempo, marş’ın 2’li tempolu olduğu gibi… Ve de Batıda zaman bölünür… Bizde ise, halk müziğimizde  tek ve çift sayılar birliktedir… Batılı için bu tartıların icrası çok zordur, 2 ile 3 arasında bocalarlar. Halbuki bir açık hava tiyatrosu dolu halkımız hiç şaşırmadan 9(4+5) zamanlı Zeybek çalınırken el çırparak tempo tutabilirler..

 

Yerleşke2023: Müzik konusundaki çalışmalarınız sizi Türk Tarihi’ni incelemeye yöneltti sanırım. Peki, Türk tarihi konusundaki araştırmalarınız sizi nereye kadar götürdü bizlerle paylaşabilir misiniz?

 

Haluk Tarcan: Evet bu doğru. Türk olmam nedeniyle benden bu tartıların kökenini bulmam istendi. İki yıl uğraştım. Bu araştırmalar paralelinde çok önemli bir alana ayak basmıştım; Aksak tartıların kökenine inmem için halkın kültürünü dolayısıyla tarihini de incelemem gerekiyordu. Bazı noktalarda bir  tarihçinin bile pek merak etmeyeceği ayırımlara kadar girmem gerekiyordu. Bu da beni farkında olmadan Ön-ata, Ön-Türk kültürünü yoluna itmişti. Kitaplar ve dergiler arasında kayboldum. Bu iki yıl sürdü, sonuçta önce Aksak tartıların adım ve dil’e dayandığını bulmuştum. Adımların keşfi kolay olmuştu fakat sorun dil idi. Tek heceli, tek çekirdekli bir dil bulmam gerekiyordu.

 

Araştırmaları ilerlettim ve bir gün, o günü çok iyi hatırlıyorum; Manş denizi donmuştu feci bir soğuk vardı; Zamanın bölünmezliğini buldum.
Zaman bir nehir gibi akıyordu ve onu bölmenin imkânı yoktu. Bu nedenle de onu algılamak toplam prensibiyle olabiliyordu yani zamanı (1saniye + 1saniye…dakika, saat, yıl, yüzyıl vb.) şekilde kavrayabiliyorduk. Batı zamanı böldüğü için ki zamanı bölmek için onun durdurulması gerekir, akan nehri durdurmak gibi… Bu nedenle, Aksak tartıları algılayamıyorlardı.

 

Bölünmeyen zaman ve tek heceli bir dil! Çalışmalara devam ettim ve tüm batı dillerini inceledim. Gerektiği gibi bir tek heceli dil bulamamıştım, Asya’ya döndüm. Kamçatka’da 5/4lük ağır aksakla başlayarak Orta Asya’ya kadar gittim. Kırgızlarda aksak tartıları buldum ama, Kırgızca’nın tek heceli olmasına imkân yoktu. Orta Asya geleneklerini, sözlü edebiyatı ve Türk mitolojisini inceledim. Kısaca söylemek gerekirse karşımda çok büyük ve sağlam bir gelenekler serisi vardı ve bu gelenekler bende Orta Asya’da çok eski bir Türk uygarlığı olacağı fikrini uyandırmıştı. Fakat, zamanın bölünmezliği ile hiçbir şeyi ispat edemezdim. Tek heceli bir dil ve bunun kaynağı ortaya çıkarılmalıydı. Bildiğim Anadolu Türkçesi bu konuda yetersiz kalıyordu. Bu noktada takıldım kaldım ve CNRS’ten ayrıldım.

Üniversitede öğrendiğim tüm dünyadaki resim, heykel, mimari sanatı bilgime, CNRS’te öğrendiğim tüm dünyadaki halk oyunları, müzik gelenekleri ve el sanatlarını da eklenmiş,  genel bilgim çok genişlemişti ki, bu sonradan Ön-Türk araştırmalarımda benim için pek çok faydalı olacaktı.

 

Bir gün postacı bana bir paket dolusu kitap getirdi. Yazarı, Kâzım Mirşan… Kitaplardan birinin Adı ALTI TARIQ TÏGİN idi. Kitabı açtım ve önüme Sülyek yazıtı çıktı. Ön-Türkçe bir yazıt, sadece tek heceli değil, içeriğinde haykırı bile var…

CNRS’e yeniden başvurdum. Kadrolu olabilmek için 3 diploma isteniyordu, benim iki diplomam vardı . Fakat onu, ‘Zamanın Bölünmezliği’ teorim ile tamamlıyordum. Başvuru sayısı 56 idi ve bir tek kişi alınacaktı. Teorim sayesinde CNRS’e ikinci kere  girdim. Mutlu bir şekilde çalışmalara giriştim.

 Kâzım Mirşan, o ana kadar 360 yazıt bulmuştu. Ben iki yıl çalışarak bu yazıtların analizlerini yaptım hepsini teker teker öğrendim. Ondan sonra da bu Ön-Türk yazıtlarının batıda ortaya çıkardığı gerçekleri ve paralellerini aradım.

 Ön-Türkçe yazıyı görmeğe alıştığım ve alfabeleri bildiğim için  önce Fransa’daki mağaralardaki yazıtları sonra da Portekiz ve İspanya’daki yazıtları keşfettim. Onları Kâzım  Mirşan’a yolladım, hepsinin Ön-Türkçe olduğu meydana çıktı.

 

Anadolu’da ise; Sinop, Çatalhöyük,  Side Hamam yazıtlarını buldum. Araştırmalar her gün biraz daha genişliyor bu da Ön Türk’lerin göçmen olarak çok geniş bir alana yayıldıklarını gösteriyordu. Ön Türkçe damga ve yazıtların yanında, ateş kültünü işaret eden kül kapları kısacası ateş evleri ve aksak tartılı müzikleri, Ön-Atalarımızın gittikleri yerlere kültürleriyle egemen olduklarını, oraların dip kültürünü oluşturduklarını açığa çıkarıyordu.

 

Orhun anıtlarının yazısının bugüne kadar Rün yazısı olduğunu iddia edenlere karşı, önce İsveçlilerin bu yazının kökenini Asya’da, Türklerde sonra da İtalyan Alplerinde, Kamunlar vadisinde aramaları bu iddiayı yok etmiş olduğu gibi, Kazım Mirşan’ın Gotland yazıtlarını Ön-Türkçe okumasıyla da ortaya çıkmış olan gerçeği kabul etmeleri gerekmektedir.

 

Sonuçlara kısaca göz atacak olursak, evrensel uygarlıkların kökeninde Ön-Ata kültürümüz olduğu yazılarla ve görsel olarak ortaya çıkmıştır. Bu da gösteriyor ki, batı uygarlığının kökeninde  Yahudi- Hristiyan kültürü değil yalnızca Ön-Türk kültürü bulunmaktadır. Ve de bundan sonra batılı, kültür ve tarih araştırmaları için Lâtince, Sanskritçe, Grekçe yerine Ön-Türkçe öğrenmek gereğinde kalacaktır.

 

Ben, batılı kaynaklarda yaptığım araştırmalarda, Avrupa, Amerika ve Anadolu’da bulduğum yazıtlar dışında, Cambridge ve Stanford Üniversiteleri’ne gönderdiğim belgelerle; Kuramsal Hint-Avrupa dillerinin terk edilmesi gerektiğinin ortaya çıkmasını sağladım. Etrüsklerin, Türk olduklarına dikkatlerini çektim. Bu da onların ve yardımcılarının DNA testine başvurmaları için bir neden oldu. Son olarak da, Part (pers) dilinin kökeninin, Orta Asya’da konuşulan bilinmeyen bir halka ait bilinmeyen bir dilin kökenine dayandığını buldum. Bu, belgeli gerçekler kitaplarımda ve makalelerimde yer almaktadırlar.

Yerleşke2023: Osmanlıca dili hangi dillerin ortak adıdır?

 Haluk Tarcan: Türkçede sistemleştirme yapmak için tüm Türk dillerinin kökenlerini araştırmak lazım. Türk dili 41 Lehçe’den oluşur.  Osmanlıca, Türkçe değildir. Farsça, Arapça ve Türkçenin birleşiminden oluşmuş yapay bir dildir.

Talim, talimattır. Talimatlar ifadesi yanlıştır.İnşa, inşaattır. İnşaatlar ifadesi yanlıştır.

 Anadolu Türkçesi’nin en ince ve en zarif olanı bizim konuştuğumuz Türkçedir. Ama etnik kökeninden çok uzaklaşmıştır. Bununla araştırma yapamazsınız, yeterli değildir.

Dil bilimcilerimiz, tarihçilerimiz araştırma yaparken Almanya’ya gidiyorlar. Batı dillerine göre düzenlenmiş sistemi Türkçeye uyguluyorlar. Bu yüzden durmadan hata yapıyorlar California’da Türk kültürünü arıyorlar. Amerikalı sana kültürünü verir mi? Bu İngiliz’in kendi tarihini Ankara’da Türkçe öğrenmeye çalışması kadar saçmadır. Türkçenin kökenini Orta Asya’da aramalıdırlar. Asurlular, M.Ö.2000 yılında Türkçe konuşuyorlardı. 

Tarihteki Her şey Gelişim ve Sentezdir.  Mucize diye bir şey yoktur.

Yunan uygarlıkları bütün uygarlıkların temeli değildir. Yunanı, Anadolu’ya yanaştırmaya çalışıyorlar. Yunan, Anadolu kültüründen geliyor. Batı-Doğu çatışması, Yunan M.Ö. 700’e dayanır. Dünya bilimi medeniyeti Yunana dayandırır.

Yerleşke2023: Kazım Mirşan’dan farklı olarak siz ne buldunuz?

Haluk Tarcan: Önce Kazım Mirşan’dan öğrendim. Sonrada Avrupa’da araştırmalar yaptım ve bu şekilde boşlukları doldurmaya başladım. Fransa’nın güneyinde Ön Türkçe tabletler buldum. İspanyada mağaralarda 7 tane ön Türkçe yazıt buldum.

 

Yerleşke2023: Fransa ve İspanya Mağaralarında ne gibi bilgiler var.

Haluk Tarcan: Şöyle bir sonuç çıkıyor. Diyorlar ki Fenikeliler yazıyı buldular. Portekiz’de bulunan yazılara bakıldığında ortak harfler görürsünüz. Portekizli denizcilerin yazıyı Fenikelilerden öğrendiği ve okyanusun diğer ucuna taşıdığı ortaya çıkar. Bu durumda Portekizli denizcilerinde Ön Türk olduklarını kabul etmek gerekir. Ya da Ön Türk kültürüne sahip olduklarını düşünmek gerekir. Portekizci bir gemiciye elbette Türk demek kafatasçılık olur. Burada amaç Ön Türk kültürünün nerelere dayandığını göstermek ve kökenini bulmaktır. Kültür nereye gittiyse orada Ön Türk kültürü vardır.

Anadolu’ya 1071’de Geldiğimiz Batılı Tarihçilerin Uydurduğu Bir Safsatadır!

 Yazı sebepli 14000 yıldan beri Ön Türk kavramı var. M.Ö 12000–13000 de Van Başet dağlarında, M.Ö 8000 de Bitlis Cilo Dağlarında damga vardır. Demek ki Doğu Anadolu’da Türklerin damgası var. Buna göre Anadolu’nun dip kültüründe Türkler vardır.

Doğu Anadolu’da 30’a yakın yazıt vardır. Siz Anadolu’ya 1071’de geldik derseniz 1070’da orada olan hak iddia eder. Maalesef belgelere rağmen bizim bazı profesörlerimiz hala ısrarla batılı tarihçilerin bu uydurmasını dikkate almaya devam ediyor. Dip kültürde Ön Türkler yer alır bu 1071 uydurması  sebep gösterilerek bu topraklarda başka bir millet tarafından hak iddia edilemez çünkü önce biz vardık. Bu gibi iddialarla bu vatanı bölemezler.

Mitolojiye göre “Devlet Kuran Halka Millet Denir”. Türkler başlangıcından beri millettir.

MÖ 10500’den MÖ 2000’e kadar kopmadan gelen aşiretler vardır. Bunlar Urşungu Devleti’dir. Orta Asya’da aşiretken devlet olmuşlardır. Alpler’de yerleşmiş olan Kamunlar vardır. Bunlar Türk olduklarını bilmiyorlardı. Burada italyan kaya resimleri üzerinde çalışmalar yapan Daniel Riba, bu aşiretlerin hükümet otoritesi ile yönetildiğini söylüyor.

Türkler 16 İmparatorluk kurmuştur. Atatürk’ün de dediği gibi Türk kanında organize olma ve devlet idare etme yetisi vardır. Bu yüzden ilk hanlık ve kağanlıklar bizim tarafımızdan kurulmuştur. Bütün uygarlıkların kökeninde biz varız.

Dili biz bulduk, yazıyı biz bulduk. Dini organize ettik ve tek tanrıya inandık. Zaten bütün peygamberlerde bu bölgede ortaya çıkmıştır. 

İsa’nın söylediklerini, 800 yıl öncesinde söyleyen Lut Gölü’ne yerleşmiş olan “Esenler”dir. Esenler Hazar Gölü’nün kuzey batısından inerler Lut Gölü’ne. Bunlar Ön Türklerdir. Kardeşlik, yardımlaşma gibi kavramları içlerinde barındırırlar. 800 sene sonra Hz.İsa’da bu kavramları söyler. Fransuva Dük Kruşe bu konuyla ilgili 3 yayın yapmıştır. Ve bunları yazmıştır. Kökenlerini Esenlere dayandırırlar ve Esenlerin muhtemelen Yahudi olduğunu da ifade ederler. Muhtemelen derler bilmezler çünkü; Esenler Ön Türk’türler.

Neticede; Batılılar büyük bir Türk Kültürü olduklarını biliyorlar. Bu kültürü yok etmek için uygarlığı Afrika’dan başlatıyorlar. Çünkü Afrika’da 1.000.000 yıl öncesinde iskelet bulunmuştur. Ne bu iskeletin yapısını bilirler ne de orada konuşulan dille ilgili bir benzerlik bulabilirler.

Bu yüzden uygarlık Afrika’da başlar yavaş yavaş yürüyerek Mezopotamya’ya gider. Buradan da Orta Asya’ya geçişin M.Ö 35.000 olduğu söylenir. Bu elbette tarihçi profesörlerimizin hatasıdır. Orta Asya’da kültürün doğduğu tarih 802.000 tarihidir. Bu da Karatav kültürüdür. 850.000’den itibaren Pamir’den itibaren Vegana Vadisi’ne uzanır.

Burada 100 tane kadar “KALA” bulunmuştur. “KALA” kalınan yer demektir ve arapçaya Kal’a olarak geçmiş ve bizde “KALE”ye dönüşmüştür.

Orta Asya tüm uygarlığın çilesini çekiyor. M. Ö12000–10000’de buzullar eriyor. Bu dönemde olmuş bir çok tufan vardır. Burada “MU” denen kıta da Orta Asya’da Karadağ denilen yerdir.

Ön Türk söylence biliminde, tanrı katına renksiz, hareketsiz, şekilsiz, uyu-usul dönemi denir.

Ateş-Alev haline gelir ve döne döne yeryüzüne inerler. Es-i-em ve yeryüzünde varlık bulurlar yani ruh olur ve canlı olurlar.  ES= varlık i=ruh =em=can

Es-i-em Hindistan’a kadar gelmiştir. Yunanda em-i, es-i, -em olmuştur. Latine gitmiştir. Es olmuştur, i-mek yani olmak kökeni tüm dillere yerleşmiştir.‘-mek’ yani olmak Ön Türkçe bir kelimedir ve dünyadaki tüm dillerin kökenine yerleşmiştir.

Avrupa’nın kökenin bir yere dayandırma ihtiyacı vardır. Hint Avrupa dilini oluşturan batılılar asi- aski-askin kelimelerinden, Avrupa dillerini Hintlilere dayandırmıştır. Oysa Hint-Avrupa kökenli bir dili temeline oturtmak isteği, bir binayı 2.kattan inşa etmeye benzer.

Fransızca-Türkçe-Mahsucza aynı dilden ortaya çıkar. Etrüskler, Marsilya da MÖ 700’de bulunmuşlardır. Yazı tahtalarında alfabe bulunmuştur. Avrupalı bu alfabeyi okuyamıyor. Ancak Kazım Mirşan okuyor. Bu şekilde Avrupa köken olarak hapı tutmuş oluyor.

Yerleşke2023: Albay Sabri Tümer’in, Amerika’nın Keşfinde Türkler adlı eseri vardır. Kristof Kolomb’un çok öncesinde Türkler buradaydı ancak arada Atlas okyanusu vardı. Türkler Amerika’ya hangi yolla gitti?

Haluk Tarcan: Gemilerle geçtiler. Atlas Okyanusun tam karşısındaki coğrafyada Ön Türkçe yazı vardır. Kızılderililerde buradan doğar ve Türk’türler.

Kızılderililerle İngilizce yine Türk asıllı olan Yakutlar ile de Rusça iletişim kuruyoruz. Bu acı bir durumdur. Kendi dilimizde yani Türkçede iletişim kurabilmeliydik.

Orta Asya’da buzul dönemine 7000’li yıllarda girildi ve ciddi bir kuraklık başladı. Türkler batıya Tuna Havzası’na gelirler kuraklıktan kurtulmak için oradan da Balkanlar üzerinden Avrupa’ya geçerler ve ardından Atlas okyanusuna geçerek Amerika Kıtasına ayak basarlar.

Ön Türk dediğimiz bu kişiler Ön Türk Kültürünün tüm dünyaya yayılımını sağlamıştır.

Yerleşke2023: Peki neden evrensel dil Türkçe değil de İngilizce?

Haluk Tarcan: İslamiyet’ten dolayı evrensel olamıyoruz. Türkler çok gurur sahibidir. Bu yüzden çok zor bir araya gelirler. Ancak birleştirici güçlü bir bağ olmalı ki örneğin Mustafa Kemal Atatürk gibi, Türkler bir araya gelebilsinler. İşte bu parçalanmışlıktan sebep Büyük Türk Dünyası birleşip güçlenemiyor. Güçlü olmayan bir milletin dili de güçlü olamıyor.

 Avrupa’ya dili kültürü vermişsin Avrupa’yı Avrupa yapmışsın Avrupa’dan alınacak şeyler de olabilir elbette. Ancak Avrupa’yı taklit etmeye gerek yok. Avrupa’yı Avrupa yapan sensin daha neyini taklit ediyorsun. Avrupa’yı taklit edene kadar birlik ol kendi gücünü ve kültürünü ortaya çıkar. 

Yerleşke2023: Atatürk’ün 35 cilttik Anıtkabir de saklanan Türk Tarihi ile ilgili önemli çalışmaları neden gün yüzüne çıkarılmıyor?

Haluk Tarcan: Türk olmaktan korkan ve utananlar olduğu için. Amaç Türk kültürünü yok edip yerine şeriat (Acem-Arap kırması) İslam kültürünü koymak. Bugünkü İslam’ın Hz. Muhammed’in bildirdiği İslam ile alakası yoktur. Din günahlar ve sevaplar silsilesi haline gelmiştir. 

Dinin doğuşu da tek tanrı inancı olan Ön Türklere yani yine bizlere aittir.  Ancak her şeye rağmen yine de kendimizi muhafaza edebilmeyi başarmışız. Türkler her zaman uçurum kenarına kadar giderler. Ama hiçbir zaman düşmezler. Eğer düşselerdi o zaman tarih sahnesinde asla var olamazlardı.

Batı tarihi yanlıştır. Kökensiz ve sistemsiz bir Batı Tarihi vardır. Paris, Yunan tarihini yavaş yavaş Mitoloji olarak kabul etmeye başlamıştır bile. Yani Batı her ne kadar hoşlanmasa da köklerini Yunanda değil Asya’da ve Anadolu’da araştırmaya başlamıştır. Bu da onlara Ön Türklere çıkarır.

Yerleşke2023: Sanat tarihi ön atalarımızla başlar diyorsunuz? Bunu neye dayanarak savunuyorsunuz?

Haluk Tarcan: Orta Asya’dan Ön-Atalarımızın göç nedenlerinden biri de buzulların erimesi sonucu büyük su baskınları, vadileri uçsuz bucaksız göllere dönüştüren tufanlardır. Sanıldığı gibi tufanlar sadece Mezopotamya’da olmuş değildir. Orta Asya’daki beş büyük, her biri en az Karadeniz  büyüklüğündeki iç denizlerin taşmalarıyla, Mezopotamya’dakilerden binlerce yıl önce meydana gelmişlerdir.

Aşağıda M.Ö 12.500 yıllarında kayaya işlenmiş bir gemi görülmektedir. Sanat tarihi bakımından zarafetiyle büyük bir şah eser olan bu resim, Doğu Anadolu Yüksek yaylasıyla Azerbaycan’ın batı yaylasını birleştiren GOBUSTAN’da bulunmuş bir kaya resmidir.

Yerleşke2023: Birazda müzik hayatınız üzerine konuşmak istiyoruz. Bugüne kadar ne gibi çalışmalarınız oldu?

Haluk Tarcan: Paris, Münih, Ulm, Erding, Cenevre, Salzburg, Viyana, Varşova, New-York, Ottava, Toronto’da konserler verdim.(Prag, Bratislava proje halinde kaldı)

İstanbul ve Ankara’da M.Ravel’in sol el piyano konçertosunun ilk dinletilerini ben verdim. Fakat, 1994 yazı’nda geçirmiş olduğum bir deniz kazasında iki dirseğim ağır bir şekilde sakatlandı ve piyanodan vazgeçme felâketini tüm acılığıyla yaşadım. Tıbbî tedavilerin yetersizliği üzerine yeni imkânlar aradım, daha önce piyano tekniği konusunda yaptığım araştırmalardan yola çıkarak kendi sistemini kurmak üzere piyanoya sıfırdan başladım. Kurduğum bu sistemde, üst kol, omuz ve göğüs kaslarını, kol ve gövde ağırlığını, sürekli gevşetme halinde kullanmaktayım; Bulmuş olduğum öğeye göre “Piyano çalma işlevi, tuşların derinliğinde geçer”. Klavsen tekniğinden bozma demek olan parmakların tuşları çekiçlemesini kullanmam, parmakların klavye ile daimî temas halini koruduğundan  piyano, vücudun devamı halindedir.

 

Pedagog olarak

Verdâ Erman’ın hocasıyım; onu Ferdi Statazer’in sınıfı seviyesine yükselttim

Dâhi çocuklarımızı gönderdiğimiz Paris Konservatuarı öğrencilerinden P.Alain Volondat’yı iki yıl çalıştırıp tüm tekniğini değiştirdim. 1983 Uluslararası Brüksel Kraliçe Elizabet yarışmasında Büyük ödül’ü aldı. Paris’te yetiştirdiğim küçük öğrencilerim Cl. Kahn Ulusal Piyano yarışmasında birincilik dâhil, çeşitli ödüller aldılar. ‘Günümüzdeki Piyano Tekniği- Bilek Sakatlanmaları’ isimli piyano tekniğimi gösteren yayınım var.

 

Piyanoda İstediğim ve özlediğim seviyeyi bulmuş olarak, yıllar sonra konserlerime yeniden başladım; İlk resitalimi Filarmoni derneği konserlerinde 3 Aralık’ta Galatasaray üniversitesinde verdim. Piyano öğrenimini, son elde ettiğim tecrübelere dayanarak, Türk çocuğu yetiştirmek, onlar arasında yetenekli olanları Uluslararası yarışmalara hazırlamak için kullanmak, bazı yanlış saydığım yorumlara karşı CD’ler hazırlamak ve

Büyük Ön Türk Uygarlığının tanınması için gerekli etkinliklerde bulunmak üzere 30 yıl sonra ülkeme kat’i dönüş yapmış bulunmaktayım. Bu benim ikinci yaşamım oluyor.

 

Yerleşke2023: Müzik ile ilgili bilimsel çalışmalarınızda Piyanonun baştan aşağıya yanlış çalındığını ifade ediyorsunuz?

 

Haluk Tarcan : 2007’e kadar  Piyanist ve Piyano hocası olarak yaşadığım Paris’ten ülkeme kesin dönüş yaptım. Müzikle ilgili amacım, genelde piyano tekniğinin yanlış ve eksik olduğu ülkemde, Fransız çocuğu yerine Türk çocuğu yetiştirmek ve konserlerime yeniden başlamaktır.

Yerleşke2023: Ülkemizdeki piyanistleri nasıl buluyorsunuz?

Haluk Tarcan = Birçok piyanist iyidir ama Fazıl Say, İdil Biret dahidirler.

 

Yerleşke2023: Üniversitelerdeki konservatuarlarda okuyan öğrenciler ya da müzik topluluğu öğrencilere ne gibi mesajlarınız olacaktır?

Haluk Tarcan = Piyano teknikleri baştan aşağıya yanlıştır. Piyano kaldıraç tekniği ile yapılmıştır. Üniversitelerimiz ne yazık ki müzik eğitimde geri kalmışlardır. Çünkü öncesi yani  liselerimizdeki eğitim çok zayıftır.

Yerleşke2023: Yerleşke2023, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100.yılında, her alanda dünyanın en güçlü devletlerinden biri olmasını hedef edinmiş bir neslin oluşumuna katkı sağlamak amacıyla kuruldu! Türkiye’yi iyi yazılmış senaryoların figüranı olarak değil, kendi değerleri üzerinde yükselen dünyanın en güçlü devletlerinden biri olarak görmek isteyen bir grup! Sizden bu gruba vermek istediğiniz bir mesaj bekliyoruz.  

 

Haluk Tarcan = Gençlerden tek isteğim önce kimliklerini öğrensinler, atalarının Ön Türkler olduğunu bilsinler ve buna sahip çıksınlar…

 

 

Son Güncelleme ( Salı, 12 Ocak 2010 18:04 )  
Reklam

e DERGİ * YENİ SAYIYI BURADAN GÖREBİLİRSİNİZ*

  
 

Haftanın Videosu

BİR ULUSU YIKMAK...

Türk Kızılayı

                                                       

YERLEŞKE 2023'ten

Kalemşörler

 

Reklam ..

Reklam ..

 

 

Destek Olalım ..

Facebook Grubumuz

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterToplam111917