
GDO ile ilgili Yönetmeliğe Tepkiler Çığ Gibi Büyüyor!
Son birkaç aydır Türkiye gündemini meşgul eden GDO nedir?İnsan sağlığına, çevreye ve tarım ekonomisine ne gibi etkileri var?
GDO NEDİR?
Bir canlının genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan başka bir canlıya aktarılması sonucunda üretilen yeni canlıya “Genetiği Değiştirilmiş Organizma” deniyor. Bilim adamları ilk olarak 25 yıl önce genleri DNA'dan ayırarak başka bir canlıya yerleştirebileceklerini fark ettiler. Şu anda kullanım alanı sadece besinlerle sınırlı olmayan “Gen Kopyalama” çalışmaları birçok hastalığın tedavisini sağlayacak ilaç, aşı benzeri uygulamalarda da kullanılıyor. Gıda alanında bu çalışmaların amacı genel olarak bitkiye zarar veren virüs, bakteri, zararlı böcek, soğuk, susuzluk gibi koşullara karşı canlıyı koruyarak verimi artırmak olarak açıklanıyor.Gıda Üretimini Artırdığı Doğru Değil!
Daha çok ürün elde edilebileceği teorisiyle savunulan genetik müdahale çalışmalarının dünyada artan gıda ihtiyacına ve buna bağlı açlığa çözüm olacağı iddia ediliyordu. Fakat Amerika Tarım Bakanlığı'nın yapmış olduğu araştırmalar bunun doğru kabul edilemeyeceği yönünde sonuçlar ortaya çıkardı. Bu rapora göre verimin bazı bölgelerde yükseldiği bazı bölgelerde ise düştüğü görülüyor. Ayrıca konuyla ilgili çalışmalar yapan bilim adamları verimin artırılmasıyla ilgili hiçbir çalışma yapmadıklarını, bu yönde bir müdahalenin söz konusunu olmadığını söylüyorlar.
GDO'lu Ürünlerin İnsan Sağlığına ve Çevreye Olan Etkileri Nelerdir?Ürünlerin kansere, kısırlığa yol açtığı gibi birçok iddia var. Fareler üzerinde yapılan araştırmalar, GDO'lu patateslerin fareler için toksik etki yaptığını, bağışıklık sisteminde bozukluklar, viral enfeksiyonlar gibi birçok etkileri olduğunu ortaya koyuyor. 1980'lerin sonunda bir Japon firması triptofan adlı bir aminoasidi bir bakteriye ürettirerek besin takviyesi olarak ABD'de satışa sundu. Aylar içinde ürünü kullanan kişilerde sinir sistemini etkileyen, kas ağrıları ve kandaki bazı hücrelerin sayısında artış ile seyreden eozinofili-miyalji sendromu ortaya çıktı. Bu sorunları yaşayan 155 kişide kalıcı hasar meydana geldi, 37 hasta yaşamını yitirdi. Yapılan inceleme sonucu genetiği değiştirilmiş bakterideki artmış triptofan üretiminin toksik bir yan ürün oluşumuna yol açtığı ve sendromun toksik madde nedeniyle ortaya çıktığı anlaşıldı.


GDO'lu Gıdalar Yüksek Alerji Riski Taşıyor!
GDO lu bitkiler yüksek alerji riski taşıyor. Alerjenler, genetik mühendisliği yoluyla bireylerin güvenli olduğunu düşündükleri için tüketmekte sakınca görmedikleri besinlere de aktarılabiliyor. Bu durumda birey alerjeni taşıdığını bilmediği besini tüketerek kendini riske atabiliyor. İnsan sağlığına olan zararları dışında bu konuyla ilgili çalışmaların birkaç şirketin tekelinde olması tarım ekonomisinde bağımlılığa neden oluyor. Ayrıca bilim adamlarının genetik müdahale çalışmalarının ekosistemin yok olmasına neden olacağı ile ilgili ciddi kaygıları var.
Türkiye'de GDO'lu Gıda Denetimi Yok!
GDO’lu tohum yasaklanmış olsa da bu tip ürünlerin ithalatının kontrolü yok ve girişler sadece beyana dayalı olarak yapılıyor. Türkiye'de GDO içeren ürünlerin satılma riski çok yüksek. Çünkü bu konuda yasal düzenleme yok. Riski en yüksek olan ürünler; içeriğinde mısır ve soyadan elde edilen yan ürünleri içerenler. Türkiye mısır ve soya ithalatının büyük bölümünü, en büyük GDO'lu mısır ve soya üreticileri olan ABD ve Arjantin'den alıyor. Bunu dışında gen aktarılmış ürün yetiştiriciliği yasak, Bakanlık kontrollü olarak bazı sahalarda GDO’lu bitki yetiştiriciliği yapıyor.
Pek çok GDO’lu Ürün Var;




GDO’lu Gıdalar Spermlere Zarar Veriyor
Yrd.Doç.Dr. Özdemir, "GDO'lu gıdalar spermlere zarar vererek üreme fonksiyonlarını yavaşlatıyor" dedi.MUĞLA Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Oğuz Özdemir, 'Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) Gıdalar ve İnsan Sağlığına Etkileri' konulu konferansta yaptığı konuşmada, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yrd.Doç.Dr. Özdemir, "GDO'lu gıdalar spermlere zarar vererek üreme fonksiyonlarını yavaşlatıyor. GDO'lu gıdaların, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin nüfuslarını kontrol altına almak amacıyla geliştirildiğini düşünüyorum" dedi. Kent Konseyi tarafından düzenlenen konferans, Bülent Ecevit Kültür Merkezi'nde yapıldı. Kalabalık bir izleyici topluluğunun yer aldığı konferansta konuşan, doktorasını Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde 'GDO'ların Doğal Çevreye Etkileri ve AB Açısından Değerlendirmesi' konusunda yapan Yrd.Doç.Dr. Oğuz Özdemir, dünyada 90'lı yılların ortalarından itibaren yaygınlaşmaya başlayan genetiği değiştirilmiş gıdaların, araştırma sonuçlarına göre çevre ve insan sağlığını ciddi bir şekilde tehdit ettiğini söyledi. Sinir ve bağışıklık sistemlerinin olumsuz etkilenmesi ve kanser yapıcı etkisinin gözlenmesinin yanı sıra canlılarda spermlere zarar verdiği anlaşılan GDO'lu gıdaların üreme fonksiyonlarının yavaşlattığına dikkat çekti. GDO'ların ot ilaçlarına ve zararlı böceklere karşı dirençli bitkiler anlamına geldiğini belirterek konuşmasına başlayan Yrd.Doç.Dr. Özdemir, "GDO'lu ürünlerin yüzde 50'sinden fazlasını soya oluşturuyor. Arkasından mısır, pamuk ve kanola geliyor. Dünyadaki soya üretiminin yüzde 70'inin genetiği değiştirilmiştir. 1996 yılında dünyada sadece 1.7 milyon hektarlık bir alanda üretim yapılırken, 2008 yılı itibariyle 125 milyon hektar alana ulaştığını görüyoruz" diye konuştu. GDO'ların öncülüğünü başta ABD olmak üzere Arjantin ve Brezilya gibi ülkelerin yaptığını ifade eden Yrd.Doç.Dr. Özdemir, "GDO'ların gıdaların dışında çok geniş kullanma alanları var. Özellikse sağlık sektöründe çok pratik yararlar sağlayabilecek şekilde kullanılıyor. Örneğin, hormon, antikor, aşı, ilaç ve en yaygın şekilde insülin hormonu elde etmede kullanılıyor. Hastalıkların teşhis ve tedavisi için çeşitli proteinlerin geliştirilmesinde yararlanılıyor. Çevre bakımından da GDO'ların yararları var. Bakterilere plastiği parçalama yeteneği kazandırılıyor" dedi.
Alerji ve Zehirlenmelere Yol Açıyor
Bilimsel araştırma sonuçlarının çok ciddi bulgulara ulaştığını kaydeden Yrd.Doç.Dr. Oğuz Özdemir, şunları söyledi:"İnsanlarda antibiyotik direnci gözleniyor. GDO'lu çeşitlere antibiyotiklere karşı direnç sağlayan gen aktarıldığı için, bu besinler tüketildiğinde antibiyotik direnç özelliğinin insanlara geçtiğine yönelik ciddi ipuçları var. Antibiyotik direnç genlerinin canlılarda alerji ve zehirlenmeye yol açtığı gözleniyor. Sinir sistemleri ve bağışıklık sistemleri zarar görüyor. 2007 yılında yapılan yeni bir araştırmada, GDO'lu patateslerle beslenen farelerde bağışıklık sisteminin zarar gördüğü anlaşıldı. Bu araştırmayı İskoç bir bilim adamı, GDO'lu gıdaların zararsızlığını ispat için yaptı. Ama görülüyor ki tam tersi çıktı. Kanser yapıcı etkisinden söz ediliyor. Ama GDO'lu gıdalar yenildiğinde kesinlikle kanser olunur demek mümkün değil. Ancak, GDO'lu gıdaların kanser riskini arttırdığına yönelik ciddi kuşkular var. GDO'lu altın pirincin bebeklerde vitamin zehirlenmesine yol açtığı anlaşıldı." GDO'ları 3- 5 çok uluslu dev kimya ve tohum firmalarının üreterek pazarladığını kaydeden Yrd.Doç.Dr. Özdemir, "Dolayısıyla burada tekelci bir yapıdan söz edebiliriz. İkincisi, GDO'lu çeşitler onu geliştiren şirketlerin sınırsız kullanım hakkına sunuluyor. Siz doğada yetişen bir canlının geni ile oynadığınız zaman sanki yeni bir buluş yapmışsınız gibi onu tekelinize alıyorsunuz. Bir diğer tehlike, bağımlılığa yol açıyor. Aynı tohumdan ikinci kez ürün alma şansınız yok. Bu durum, yerel tarım sistemlerinin zayıflaması, dışa bağımlılığın gittikçe artması, yerel çeşitlerin yok olması ve tek tipleşme anlamına geliyor" diye konuştu.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Demirkol, genetiği değiştirilmiş ürünlerin (GDO), kısırlığa neden olduğunu açıkladı.
Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) Denizli Şubesi Toplantı Salonu'nda, "Küresel şirketlerin yeni silahı: Gıda ve Beslenmenin Demokratikleştirilmesi'' konulu konferans veren Demirkol, Almanya ve Fransa'da GDO'lu ürünlere yasaklama getirildiğini belirterek, Türkiye'nin bu konuda çok dikkatli olması gerektiğini bildirdi.Dünya'da şu anda 80 çeşit bitkinin genetiğinin değiştirilerek üretim yapıldığına dikkatİ çeken Demirkol, yoğurt sanayisinde de bu tür üretim yapıldığını savundu. Sanayi türü yoğurtların enzimlerinde değişiklik yapılarak üretiminin gerçekleştirildiğini ileri süren Demirkol, bunun ''çeşitli rahatsızlıklara ve anormalliklere'' neden olabileceğini belirterek:''Benim eşim de hekim. 1,5 yaşındaki bir hastasının kasığında tüylenme meydana gelince, nedenini araştırmaya başlamışlar. Sonunda, çocuğun yediği yoğurdu bıraktığında, kasıklarındaki tüylenmenin ortadan kalktığını tespit ettiler'' dedi. Prof. Demirkol, GDO'lu ürünlerin kısırlığa da neden olduğunu ileri sürerek, şöyle konuştu:''Viyana Üniversitesi'nde fareler üzerinde yapılan araştırmalarda, GDO'lu domatesleri yiyen farelerin, üç nesil sonra kısırlaştığı görülmüş. İnsan ömrü fareden uzun. İnsanların 30 yaşında evleneceğini düşünürsek, bizim de bunu anlamamız için, 90-100 yıl geçmesini mi bekleyeceğiz?''Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ticaretinin yaygınlaşması için Amerika Birleşik Devletleri'nin dünyaya baskı uyguladığını savunan Demirkol:''Amerika, dünyadaki ürün çeşitliliğini yok edip, GDO'lu ürünlere mahkum ederek, bu sayede dünyaya hükmetmek istiyor. GDO, aslında bir egemenlik sorunudur'' dedi. Demirkol, tarım üretiminde kullanılan GDO'lu tohumların, rüzgarın da etkisiyle yerel tohumları bozduğunu belirterek, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan beklentilerinin, GDO ticaretini düzenlemek değil, bunun üretimini ve ticaretini yasaklayan Biyogüvenlik Yasası çıkarmak olduğunu ifade etti.
Nasıl Korunabilirsiniz!
1. Bilgi edinme hakkınızı kullanın. Günlük olarak en çok tükettiğiniz gıdaların, şüphe duyduğunuz tohum ve yemlerin listesini çıkararak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri kanalıyla bu gıdaların GDO'lu olup olmadığını sorabilirisniz. Bilgi Edinme Yasası'na göre yetkililer size 15 gün içerisinde konuyla ilgili bilgi vermek zorundalar. Başvuruyu yapan şahıslar www.adalet.gov.tr/gercek.doc , tüzel kişiliklerse www.adalet.gov.te/tuzel.doc adresindeki başvuru formunu kullanabilir.
2. Alışverişlerde mağazaların dilek şikayet kutularına malların üzerine GDO lu olup olmadığını belirten uyarılar konmasını talep edin.Gıda firma tüketici servisinden de bunu talep edin. Bütün bunlar kamuoyu yaratmanıza sebep olur. Israrlı talebiniz gündem ve arz yaratır.
3. Şüphe duyduğunuz ürünlerde bizzat Ankara İl Kontrol Laboratuvarı ( 0 312 315 00 89 ) ya da Bursa Gıda Merkez Araştırma Enstitüsü' ne ( 0 224 246 47 21)analiz ettirebilirsiniz. Ancak analizler ücret karşılığı yapılıyor































