SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI!..
XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bahsedilmeye başlanan Ermeni sorununun zeminini hazırlayan sebepler şöyle sıralanabilir: Sanayi devrimiyle yerleşen sömürgecilik anlayışı,1789 Fransız devrimiyle yerleşen milliyetçilik olgusu, 1839 Tanzimat Fermanıyla azınlıklara tanınan haklar,1853 – 1854 Kırım Savaşı,1856 Islahat Fermanı,93 Harbi,1878 Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Konferansı’dır.
Ermeni ayaklanmalarındaki baş aktör ise RUSYA’dır.Rusya’nın yanı sıra,Ermeniler arasında Katoliklik propagandası yapan FRANSA’NIN, Ermeniler üzerinde çıkarları için Protestanlığı yerleştirmeye çalışan İNGİLTERE’NİN; ABD ve ALMANYA gibi devletlerin doğrudan ya da dolaylı olarak önemli etkileri olmuştur.Bu devletlerin Ermenileri desteklemelerindeki amaçları Sevr’i hortlatmaktır!Bunların gizli nedenleri de EMPERYALİZM ve ŞARK MESELESİ’dir.
İşte bu durumdan cesaret alan ve Osmanlı’nın verdiği birtakım haklardan şımaran Ermeniler de harekete geçerek yurt içinde ve dışında ihtilalci Ermeni partileri , dernekleri ve çeşitli okullar kurmaya başlamışlardır. İstanbul’da Robert Koleji , Hristiyan papazı Dr. Syrus Hamlin tarafından Türklüğü yok etmek ve Hristiyanlığı yaymak amacıyla kurulmuştur.Okulun bütün masrafları Fransız Yahudiler tarafından finanse edilmiştir.İlk Ermeni okulu 1847’de açılmıştır.I.Dünya Savaşı öncesinde yapılan sayımda Ermeni okul sayısının 1.249 ’ a ulaştığı görülmüştür!!!
Bu okulların amacı , Ermenilerin hukuklarına sahip çıkmak , kendilerine ait bir devlet kurmak , bunun için Osmanlıdan toprak almak , gereken yerlerde isyan çıkartmak… idi.
Ermeniler, Türk toprakları içerisinde bir Ermenistan Devleti kurmak amacıyla birçok isyan çıkartmışlardır. Amaçları, Batılılar ile Rusya’nın, Ermeni komiteleri ve kilisesinin de işbirliği ile Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak istemeleridir.
Osmanlı Devleti, tüm bu isyan ve olaylarla uğraşırken, bir yandan da I.Dünya Savaşı patlak vermiştir.Savaşın başlaması ve Osmanlı Devleti’nin Kasım 1914’te İtilaf Devletlerine karşı Almanya’nın yanında savaşa girmesi Ermeniler tarafından büyük bir fırsat olarak görülmüştür.Ve Ermeniler bu savaşta çıkarttıkları isyan ve terör olayları yetmiyormuş gibi , Rus ordusuyla birlikte , Osmanlı’ya karşı savaşmışlardır.Akılları sıra , Rusya’nın himayesiyle Türklerden toprak alıp özerk bir Ermenistan kuracaklardı.
Bu amaçları uğruna, cephelerde olduğu için savunmasız kalan Türk şehir , kasaba ve köylerine saldırarak katliama girişmişlerdir.Çeteler halinde , Kafkaslarda ve Anadolu’nun birçok yerinde yüz binlerce yaşlıyı,çocuğu,kadını,cepheden dönen yaralıyı sistemli bir şekilde katletmeye başlamışlardır.Bütün bu gelişmelerden sonra zaten savaş gibi olağanüstü bir durumun içerisinde olan ve aynı anda birkaç cephede birden mücadele veren Osmanlı Devleti , kendi topraklarının içerisinde kendisini ve tebaasını güvence altına almak için zorunlu olarak , devlete ihanet edenlere yönelik olarak sevk ve iskan kararını çıkartmıştır.
27 MAYIS 1915 SEVK VE İSKAN KARARININ ÇIKARTILMASI VE UYGULANMASI
Bu uygulama dünyanın en başarılı yer değiştirme uygulamasıdır ki bu karar , bütün Ermenilere uygulanmamıştır , bu da onlara soykırım yapılmadığının en büyük kanıtlarından sadece biridir.Osmanlı Devleti,nüfus azlığı sebebiyle Antalya , Kastamonu , Urfa ve
Kütahya’da tam bir huzur içinde yaşayan Ermenileri, tebaasında memurluk yapan , ticaretle uğraşanları, hastaları,hastalara bakacak kişileri, özürlüleri, sakatları, yaşlıları, gebe kadınları,çocukları ve dul olan Ermeni kadınları da bu sevke tabi tutmamışlardır.
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ‘nun ortaya koyduğu gibi ; sevk edilen insan sayısı toplam 438.758’dir.Bunların 382.184’ü yerlerine ulaşarak iskan edilmişlerdir.Aradaki 56.610 kişilik farkın 6.610’u yola çıkan, fakat tehcirin durdurulması ile bulundukları bölgelerde alıkonulanlardır.Kayıp nüfus toplamı ise , 50.000’dir.Bunun , 25.000-30.000 ‘i hastalıktan ; 10.000 kadarı ise eşkıya saldırılarından , diğerleri ise uygun olmayan hava , yol şartlarından (soğuk…) ölmüşlerdir.Bu veriler , Osmanlı Devleti’nin 1914’te yaptığı nüfus sayımındaki verilere ve Bogos Nubar ile G. Norodunkian’ın Lozan’da verdikleri verilere uygunluk göstermektedir.Buna karşılık ; Ermenilerin bütün faaliyetleri sonucu , 1.400.000 Türk ölmüş , öldürülmüştür…Bu veri , Ermeni önderlerinden Bogos Nubar’a aittir.
Bu iddialarının yanı sıra , Ermeniler , Rus ressam Vasili Vereşçagin’in 1871’de yaptığı bir yağlı boya tablosundaki kurukafaların öldürülen Ermenilerin kafaları olduğu yalanını uydurmuşlardır.Bu da başka bir uydurmadır.
- SOYKIRIM SUÇUNUN İŞLENİP İŞLENMEDİĞİNE KARAR VERECEK OLAN YETKİLİ MAHKEME, SOYKIRIM SUÇUNUN İŞLENDİĞİ İDDİA EDİLEN ÜLKENİN MAHKEMESİDİR.
- Devletin soykırımındaki sorumluluğu konusu da dahil olmak üzere sözleşmenin yorumu, uygulaması, hayata geçirilmesi konusunda taraflar arasında uzlaşmazlık olursa, ihtilafın taraflarından biri konuyu Uluslararası Adalet Divanı’na götürebilir.
Bu sözleşmeye göre , zaten , sözleşmenin uygulanması da mümkün değildir.Çünkü antlaşmalar , ancak yürürlüğe girdikten sonra gerçekleşen olaylara uygulanabilir.İşlendiği zamanın hukukunda olmayan bir maddeden dolayı , yargılamak veya yargılanmak söz konusu olamaz.Bu madde , İnsan Hakları Beyannamesi’nde geçer…
Dolayısıyla , Fransa’nın geçen senelerde aleyhimize aldığı karar, Amerikan Temsilciler Meclisi’nin almış olduğu karar ve diğer devletlerin bu konuda aleyhimize alacağı kararlar Türkiye Cumhuriyeti’ni BAĞLAMAZ!!!
Fransa’nın çıkardığı tek maddelik , ‘Fransa , 1915 yılında Ermenilere yapılan soykırımını tanır.’ şeklindeki yasa , sözünü ettiğim soykırım sözleşmesine aykırıdır.Ve sözleşmeye göre , Türkiye , Uluslararası Lahey Adalet Divanı’na Fransa hakkında suç duyurusunda bulunma hakkına sahiptır ve bulunmalıdır!..
Sonuç olarak, siyasi ve entelektüel birtakım çevrelerin , kendilerini yargıç sayarak , yargısız infaz yapmaya hakları yoktur!Türk milletinin tarihin yalan bilmezliği karşısında uğradığı insanlık dışı haksızlığı görmezlikten gelmek , Ermeni kin ve düşmanlığının yandaşı olmanın yanı sıra vatana ihanettir! Öyle Orhan Pamuk gibi ‘30.000 Kürtü, 1.000.000 Ermeni’yi öldürdük.’ ya da Halil Berktay gibi ‘1915’te Ermenilere karşı etnik temizlik yapıldı, 1915 Tehciri jenosid’di. (soykırımdı)’ deyip köşeye çekilmek yetmez! Buyursun kanıtlasınlar… (Bu iki şahsın, Robert Koleji mezunu olmaları da dikkat çekicidir…)
Ovanes Kaçaznuni , -Ermenistan’ın ilk cumhurbaşkanıdır - 1923 yılında, Taşnak Komitesi’ne sunduğu raporda şunları belirtmiştir :
- Gönüllü silahlı birliklerin oluşturulması hataydı.
- Kayıtsız şartsız Rusya’ya bağlandık.
- Övünülecek hiçbir şey yapmadık.
- Kendi dışımızda suçlu aramayalım.
- Tehcir, amacına uygundu.
Görüldüğü gibi , maalesef , Ovanes Kaçaznuni bile kendi halkına , yanlış yaptıklarını anlatamamıştır.Ermenilerin bu boş hayallerinden ne zaman vazgeçecekleri bilinmez…O hayalperestlere sesleniyorum :
O altı ili vermeyeceğiz! (Bu durum, Lozan ile kesinleşmiştir.)
Emperyalist devletlere , vatanımızın nimetlerini kendilerininmişçesine kullandırtmayacağız!
Bütün bunlara , ne Türk milleti ne de Türk gençliği olarak izin vermeyeceğiz…































