Köprüyü kuranların hepsi de minicik çocuklar…
Kim köşe kapmaca oynamamıştır ki çocukluğunda, ya da elim sen de diyip bir diğerine doğru hızla koşmamıştır ki, çocukluğun verdiği o kocaman iştahla şekerlerin en tatlısını tatmamıştır ki, tatmak istememiştir ki. Bulduğu her çikolata parçasına kocaman lezzetler sığdırmamıştır ki, rengarenk bir balonla gökyüzüne uçmamıştır ki, bulutlara değmemiştir ki. Elbette istemişizdir değil mi? Erişivermişizdir ufacık mutluluklarla gökyüzüne. Öyleydik işte her birimiz zamanlardan bir zaman çocuktuk , şekeri çok severdik, oyunlar oynamayı da, balonları da. Ve şimdi bilyoruz ki kimimiz büyüdü, kimimiz içinde minicik bir çocuk sakladı , kendi büyüdükçe onu daha bir şımartarak çocukla çocuk olmaya devam ediyor…. Köprüyü kuranların hepsi de öyle yaşlarından ziyade yürekleriyle kocamanlar, ufacık ve masum ruhlarıyla minicik çocuklar onlar…
GÖNÜL KÖPRÜSÜNÜ ADIMLAYAN KÜÇÜK AYAKLAR…..
Sabahın erken saatleriydi bahçeye çıktığımda farklı bir şeyler olduğu anlaşılıyordu. Her zamankinden başka bir duygu yayılıyordu etrafa. Daha önce hiç görmediğim bi canlılığa bürünmüştü sanki her yan.




























