Türkiye Üniversite Kulüpleri Eğitim ve Gençlik Dergisi

E-Posta :  Şifre :    GİRİŞ
 GİRİŞ
 ÜYE OL


PROFİLİM
Arkadaşlarım
Mesajlarım
PAYLAŞIM DUVARI
ÜNİVERSİTELER
HABER BAŞLIKLARI
Son Haberler
En Çok Okunanlar
VİDEOLAR
Son Videolar
En Çok İzlenenler
Video Ekle
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle
KULÜPLER
Kulüplerim
Kulüp Haberleri
En Etkin Kulüpler
Kulüp Ekle
ETKİNLİKLER
Etkinlik Duyuruları
Etkinlik Ekle
SON VİDEOLAR

USTA KALEMŞÖRLER tümü
SON KALEMŞÖRLER tümü
YERLEŞKE 2023'ten
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle

Takip Ettikleriniz
Giriş yapmalısınız!


Fotoğraflarla Yerleşke




Suat Turgut
7 Yazısı,
26 Takip ettiği,
22 Takipçisi,
1 Albümü,
1 Videosu,
bulunmaktadır.
Eklenme : 18.04.2011 18:40:00 | Okunma : 736
Eklenme : 17.04.2011 20:15:43 | Okunma : 404
Eklenme : 18.04.2011 11:48:06 | Okunma : 316
Eklenme : 17.04.2011 20:02:43 | Okunma : 252
Eklenme : 13.04.2011 02:13:49 | Okunma : 467
Eklenme : 08.04.2011 00:34:13 | Okunma : 701
Eklenme : 30.04.2011 22:12:26 | Okunma : 875
Can Dündar'ın MUSTAFA'sı Üzerine!.. Modern Lawresler!
Eklenme : 17.04.2011 20:02:43 - Okunma : 252
  MODERN LAWRENSLER!

Elbette kimseyi yargılama hakkımız yok. Çünkü kimse anne ve babasını seçmedi. Kimse nerede doğacağına da karar vermedi. Bir insana ‘Sen niye böylesin?’ demek, ‘Sen niye şu anne ve babadan doğdun, niye şu sosyal çevrede büyüdün?’demek gibi bir şeydir.
Üç tip insan vardır ki;
Cahil: Bilmeyen
Aptal: Anlamayan
Ahmak: Anlamadığını anlamayan. Bu tiplerden en yorucusu ahmaklardır. Anlamadığını anlamadığı için haklıcılık oynar. Anlamadığını anladığınız birine de, ‘Sen niye anlamıyorsun?’diye sormak anlamsızdır.

Konumuz bu üç tip insanla ilgili değil.
Bir de maskeliler var. Bunlar bilinçlidir ve amaçları vardır. Bu maskelerin arkasını görmek ve uyanık kalmak hepimizin görevidir.

Bir film yapıyorlar. İzliyorsunuz, sonuç da birkaç resim kalıyor (oluşturuluyor!) zihninizde.
Karanlıktan korkan… Din düşmanı… İçki ve kadın düşkünü… Yalnız…
Bir uzman yaptığı bir işin sonucunu elbette görür. Her işin bir amacı vardır. Oluşturulan sonuç bu amaca hizmet eder. Böylece OLUŞAN SONUÇ, AMACIN KENDİSİ OLUR.

Türkiye Cumhuriyeti öncesi… Osmanlı, yedi cepheden vurulmuş, ‘Hasta Adam’ diye adlandırılan bir ceset… Vatanseverler bile Sevr dayatmasıyla, kalan nüfusumuzun yok olmaması için, İç Anadolu’ya sıkışmış bir yerde yaşayabilmeyi düşünüyor, tek çarenin mandacılık olduğunu söyleyebiliyor.

Ve ‘Yaradan’ın, yüzyılda bir gönderdiği cesur bir yürek çıkıyor. ‘Ya İstiklal Ya Ölüm!’diyor. Böylece çölden bir hayat çıkıyor. Kısaca, bu Vatan medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavardan izin alınarak kurtarılmadı; kurulmadı… Bu vatan ‘Hey on beşli on beşli’ türküleriyle, anaların vatana kurban olsun diye başına kına yakıp gönderdikleri evlatların canlarıyla kuruldu.‘Giden gelmiyor, acep nedendir!...’ ağıtlarıyla al bayrak dalgalandı.
Bizi boğmak isteyenler amaçlarından vazgeçmedi. Artık kendilerini gizlemeye bile gerek duymuyorlar. Haritalar(!) yayınlıyorlar. Osmanlıyı parçalarken oynadıkları tiyatrolar yeni sürüm senaryolarla devam ediyor. Şimdiki moda, ülkesine iftira atan, küfreden okur-bozar’lara uluslararası ödüller vermek, onur konuğu yapmak. Ülkesini kurtaran büyük lideri, gerçek kahramanları ise dört cepheden ÖZGÜR DÜŞÜNCE(!) adına saldırıp gözden düşürmek…

Bir zamanlar, özellikle İngiltere’de, fizik olarak bize benzeyen yüzlerce ajan, din adamı olarak yetiştirildi. Bu ajanlar Osmanlı coğrafyasına yayıldı. Bazıları yerli kadınlarla evlendiler. Çocukları oldu. Halktan ayırt etmek artık imkânsızdı. Ayrılıkçı unsurlar çıkarmak için mezhepler, tarikatlar türetildi. Onlardan biri, Kur’an okuyup amin diyerek elini yüzüne sürdüğünde, eline önceden sürdüğü fosforun yüzde bıraktığı parıldamayla ‘Şeyhimin yüzüne nur indi.’! diyen cahilleri etkiledi. En ünlüsü Lawrens’ti, yatsı namazlarında Kur’an okumaya başlarken ‘Bismillahirrahmanirrahim’ dediğinde sakalına nur inmesiyle ünlüydü!. Bu nurun inişi, bir bataryanın, ince kablolarla sakalının aralarına gizlediği ampulleri yakmasından başka bir şey değildi!. Şeyh’inin kendisini kurtaracağına inandırılmış cahil halk, ‘Bir emriniz var mı şeyhim?’ diye yıllarca sordu. Şeyh tevazu ile ‘… Allah’ın rızasından başka ne emrim olabilir!..’ diye yıllarca aynı cevabı verdi. Bir gün aynı soruyu soran halka ‘..Allah için zalim Osmanlı’yı Arabistan topraklarından atma zamanı geldi!...’ deyip kutsal toprakları bekleyen, altı yüz yıl boyunca haçlı seferlerine nehirler gibi kan akıtan askerlerimizin karnını yarıp altın arattılar. Analar, gidenin dönmediği yemen türkülerini ağıt olarak bunun üzerine söyledi. Bunların ajan olduğunu söyleyen gerçek din alimlerini ise cahil halk linç etti.
Kerkük, Musul bizim toraklarımızdı. Aynı şekilde ‘Din elden gidiyor!’ naralarıyla Doğuda isyan çıkarıp petrol bölgelerini de bizden çaldılar.

Okuma yazma oranı İstiklal Harbi öncesi sadece binde altı idi. Büyük Önder, insanların anlamını bilip yaşamaları için indirilen Kur’an’ı hurafelerden arındırmak, anlaşılmasını sağlamak için, kendi cebinden parasını verip, Elmalılı Hamdi Yazır’a tefsirini yaptırdı.
İman ölçen bir aletiniz varsa söyleyin bizde dindarlık ve/veya din düşmanlığını ölçelim.
İngiliz casuslarının kurduğu vahabilik mezhebinin gereği, mezarlıklar üstüne bile beş on yıldızlı otel dikenler, Kutsal toprakları korumak için yapılmış tarihi Ecyad Kalesi’ni yerle bir edip gökdelen yapanlar, bir zamanlar peygamberin kabrini de yıkma kararı almışlardı. Atatürk sever olarak, Atatürk uzmanı olarak (!) çevirmek istediğiniz film için çektiğiniz filmde(!), din düşmanı göstermek istediğiniz İNSAN ATATÜRK’ün, bir telgrafla ‘´HAZRETİ MUHAMMED´in mezarının yıkılacağını derin üzüntü içinde öğrendim. Bu kutsal emanete ASLA DOKUNAMAZSINIZ. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam orduyu aşağıya gönderirim.’ demesini takiyye sayarak mı, din düşmanı olduğu bilgisine vardınız? İman ölçmeye kalkan, kendilerinin kurtulduğu garantiymiş gibi, başkalarını cehenneme atma yetkisiyle konuşan yobazların henüz görmediğimiz iman ölçer aleti sizde de var mı?
En çok merak ettiğim, sizler O’na dinsiz diye saldıranlarla akraba mısınız?!
'Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır! demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum.’’ diyen Atatürk’ü din düşmanı gibi göstermekteki amacınız nedir?!
Günümüzün modern kıyafetli Lawrens’leri, ‘Laiklik dinsizliktir!’ diyen cahillere çanak tutanlar, söyleyin sizler akraba mısınız?!
Ülkemizin bütünlüğüne dil uzatanlara, ikinci Sevr haritalarını yayınlayanlara karşı, al bayrağı alıp bir araya gelen milyonlara ‘Biz çocuklarımızı Kur’an kursuna değil, baleye göndermek istiyoruz!..’ diye seslenerek laiklik maskesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni savunur gözüküp bu milleti modern giyimli Lawrens’lerin avı haline getirenler, söyleyin lütfen; SİZLER AKRABA MISINIZ?!

Çevresini kuşatıp yanlış tedaviyle canına kıyanlar, ölümünün arkasından resimlerini devlet dairelerinden indiren, paralardan silen, kurduğu uçak fabrikalarını kapatıp parçalarını Akdeniz’e attıran, canını seve seve vereceğini söylediği milletinin gözünden düşürmek için, onun adı ve maskesiyle bu milletin değerleriyle alay edenler; Söyleyin: SİZ DİN MASKELİ MODERN LAWRENS’lerin AKRABASI MISINIZ?!

Siz bu milleti tanımıyorsunuz. Bu millet aldatılır. AMA BU MİLLET İHANET ETMEZ… Bir gün yine anlayacaksınız. Taksim’de Rock müzik dinleyen mini etekli Ayşe ile Erzurumlu, Diyarbakırlı Ayşe’ye, anneleri Nene Hatun’u, Erkek Halime’yi, Onbaşı Nezahat’ı, Kılavuz Hatice’yi, Kara Fatma ve daha binlerce isimsiz kahramanı ne yapsanız da unutturamayacağınızı… Ne yapsanız da birbirlerine düşman edemeyeceğinizi anlayacaksınız. Tek evladını şehit veren anaların, VATAN SAĞOLSUN deyişini yıkamayacaksınız. O evlatların vatan savunmasında tek bir adı var: MEHMETÇİK… Mehmet ve Ayşe’lerin genlerinde kayıtlı olan asaletin, KARANLIKLARA ve KARANLIKTAN BESLENENLERE galip geleceğini göreceksiniz…
Yatılı okulda ışığa alışık uyumadım ben! Bu alışkanlığı olanlara(!) sen kendinde olan ismi koyabilirsin.
İtiraf ediyorum. Ben de karanlıktan korkarım. Düşmanlık yapandan korkmam. Ama maskelerin arkasında gizlediğiniz KARANLIKTAN KORKARIM. Orada sevgi yok, dürüstlük yok, erdemler yok. İtici gelir bana. Ondan korkarım.

İnanın kimseye kızmıyorum. Çünkü hepimiz aynı varlıktan geldik. Kötüler de iyiler de yeni var olmadı. Adem’den bu yana var. Yarın da var olacak.
Herkes görevini yapacak. Lawrens’ler, onların modernleri, uzmanlar ve ustalar görevlerini yapacak. Cahiller ve ahmaklar da senaryoda figüranlık görevini yapacak…

Yerleşke2023’ün güneşleri de görevini yapacak…
Karanlık, ışığın olmadığı yerdir. Sen ışık ol, onlar ışıkta zaten yoktur. Bir kurtarıcı bekleme!
‘O birisi benim’! diyerek kendinden başla ve ‘O birisi benim’! diyen milyonları oluştur.

‘O birisi benim!’ diyenden, ‘o birisi benim!’ diyene; SENDEN SANA selam olsun!
Suat TURGUT





Henüz bu yazıya yorum yapılmadı.


Adı Soyadı : Suat Turgut
Meslek / Okul : Antropoloji-Felsefe




Yazar Hakkında :
BEN SEVGİYİM

Ben aynayım,
güzellikleri yansıtırım sınırsızca

Ben çiçeğim,
açarım sırları bir bir

Ben duyguyum,
akarım çılgın ırmaklar gibi

Ben güneşim,
ışık olur aydınlatırım

Ben beyazım,
bürünürüm tüm renklere

Ben cömerdim,
v (devamı)

Sevdiğim Sözler
Hiç Ol!... Yarın terkedeceklerini şimdi terkedebilecek bilinçte olan özgürdür! (devamı)

Takipçileri tümü
Takip Ettikleri tümü
Fotoğraflarım tümü


Beğendiğim Video