Türkiye Üniversite Kulüpleri Eğitim ve Gençlik Dergisi

E-Posta :  Şifre :    GİRİŞ
 GİRİŞ
 ÜYE OL


PROFİLİM
Arkadaşlarım
Mesajlarım
PAYLAŞIM DUVARI
ÜNİVERSİTELER
HABER BAŞLIKLARI
Son Haberler
En Çok Okunanlar
VİDEOLAR
Son Videolar
En Çok İzlenenler
Video Ekle
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle
KULÜPLER
Kulüplerim
Kulüp Haberleri
En Etkin Kulüpler
Kulüp Ekle
ETKİNLİKLER
Etkinlik Duyuruları
Etkinlik Ekle
SON VİDEOLAR

USTA KALEMŞÖRLER tümü
SON KALEMŞÖRLER tümü
YERLEŞKE 2023'ten
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle

Takip Ettikleriniz
Giriş yapmalısınız!


Fotoğraflarla Yerleşke




Suat Turgut
7 Yazısı,
26 Takip ettiği,
22 Takipçisi,
1 Albümü,
1 Videosu,
bulunmaktadır.
Eklenme : 18.04.2011 18:40:00 | Okunma : 736
Eklenme : 17.04.2011 20:15:43 | Okunma : 404
Eklenme : 18.04.2011 11:48:06 | Okunma : 317
Eklenme : 17.04.2011 20:02:43 | Okunma : 253
Eklenme : 13.04.2011 02:13:49 | Okunma : 467
Eklenme : 08.04.2011 00:34:13 | Okunma : 701
Eklenme : 30.04.2011 22:12:26 | Okunma : 875
BİR SOSYAL PSİKOLOJİ DENEYİ VE TÜRKİYE
Eklenme : 17.04.2011 20:15:43 - Okunma : 404
 BEŞ MAYMUN VE ÖĞRENİLMİŞ KORKULAR
Dünya'nın her yerinde insanlık dramları yaşanıyor.
İnsanlık, bir belirsizlik tablosu ile karşı karşıya!
Ve bu belirsizlik tablosunu şekillendirecek ressamlar bekleniyor!

Kaosu yaratan ve oluşan belisizlikleri istedikleri gibi şekillendiren tasarımcı ustalarını(!) iyi tanımak gerek!..

Beş maymun hikâyesini anlatacağım size…
Bu bir sosyal psikoloji deneyidir. Bunun idrak edilmesine çok, ama çok ihtiyacımız var. Bu tip deneyler, kendisini dünyanın efendisi, diğer insanları ise kendisine hizmet etmek üzere yaratılmış ikinci sınıf varlık olarak gören, egemenliklerini korumak için insanları kitle iletişim araçlarıyla robot haline getirip, birbirine düşüren, savaşlar çıkarıp kitlesel katliamlar yapan, ekonomik krizler çıkarıp insanları perişan eden insanlık düşmanlarının, insanlar üzerinde uyguladıkları senaryolara ilham kaynağıdır.

Deneye geçelim. Beş maymunu bir kafese koyuyorlar. Ortada bir merdiven var. Ve merdivenin ucunda ise asılı muzlar…

Muzu almak için maymunlar teşebbüse geçiyor. Ancak; merdiveni tırmanırken daha muza ulaşmadan buzlu su ile cezalandırılıyorlar. Maymunlar her teşebbüse geçtiklerinde aynı şekilde şokla karşılaşıyorlar. Ve hedefe ulaşma çabalarının yerini korku alıyor. Bir süre sonra artık maymunlar öğreniyorlar korkuyu!. Muzlar asılı durduğu halde hedefe ulaşma çabaları ortadan kalkıyor.

İlginçlik asıl bundan sonra başlıyor!.

Soğuk su ile şoklanarak korku öğretilen maymunlardan birini dışarı çıkartıp, henüz öğrenilmiş korkuları olmayan yeni bir maymunu içeri alıyorlar. Yeni maymun muza yönelince, bu davranışın yanlış olduğunu verilen cezayla inanç haline getirmiş maymunlar, yeni maymunu engelleyip aşağı çekiyor, dayak atıyorlar.


Öğrenilmiş korku içindeki maymunlardan birini daha dışarı çıkarıp, yerine dışarıdan cezalalandırılmamış başka bir maymunu içeri alıyorlar. Bu yeni maymun da muzu elde etmeye yöneliyor doğal olarak!

İşte burası çok ilginç!.. Yeni maymunu engelleme işi, artık soğuk su ile cezalandırılarak korku öğretilmiş maymunlara kalmıyor!. En büyük dayağı biraz önce dayak yiyerek cezalandırılmış maymun atıyor. Soğuk su ile cezalandırılmış maymunlar sırayla dışarı çıkartılıp, yenileri içeri alınıyor. Her yeni gelene, aynı şekilde dayak yemiş maymunlar dayak atıyor ve engelliyorlar. Sonuçta kafeste soğuk su ile cezalandırılan maymunlar kalmıyor. Ama artık onlara ihtiyaç da kalmıyor!. Öğrenilmiş korkuyu dayak yiyerek davranış haline getiren maymunlar, yeni gelenleri alaşağı ediyor…

Ülkemizde olup bitenlere, sadece bu deneyi dikkate alarak bakalım!.

İftiracılar özür kampanyaları düzenliyorlar. Tabii ki bunu, soykırım senaristleri bir plan çerçevesinde, ellerindeki bol aktörlü, görüntülü, yazılı Mandrakenin hipnoz araçlarını kullanarak çok bilinçli kampanyalarla uyguluyorlar!.
Sonra içimizdeki bu senaristler, özgürlük ve insancıllık maskeleriyle(!) zehirlerini akıtıyorlar.

Aldattıkları sazanlarla birlikte, “hepimiz bilmem neyiz, ayrıca özür diliyoruz!” grupları türüyor!.

Ardından doğal olarak ''reddediyoruz!'' grupları!.. Ve senaristler aradan çekiliyor. Çünkü, bir avuç olan bu yılanlara artık iş kalmıyor. Doğruyu söylemeye çalışan aklı selim namuslu insanlara ise daha ağzını açmadan bu ırkçılar tarafından ''…bak ırkçılık yapıyoo…'' diye görüntülü ve sesli Mandrake aletleriyle(!) saldırıyorlar. Öyle bir gürültü ki bu, bütün ülkede yankılanıyor! Başka bir sese de yer kalmıyor.(İnanın sayıları, sazanları çıkarırsanız 70 milyon nüfuslu Türkiye'de bin rakamını bulmaz!.)

Ülkesini, değerlerini savunan insanlar ise, bu insani değerlere planlı bir şekilde dayak atıldığı, değerler savunulamaz hale getirilmiş olduğu için siniyor, sessiz kalıyor.

Bu noktada iftiracılara arsızlığın sınırı kalmamıştır artık!. Başroldeki figüranlara, yazar okunmaz iftiracılara uluslararası ödüller verilmiştir! Onur konuğu yapılmıştır! Her gün bu senaristler sazanlara alkışlatılıp, bu alkışlar “hokus pokus”cu Mandrake aletleriyle, başına aydın kelimesi ilave edilmiş isimleri topluma zikredilir. Bağırtıları ise, yurdun her köşesinden güçlü şekilde duyurulmaktadır! Hani “arlı arından utanır, arsız benden korktu der!” misali bir de hayali düşmanlarının üzerinde tepinir dururlar!.

Kimsin? Kim adına ve kimden özür diliyorsun?!

Benim yüz binlere varan belgelerimi boş ver!
SEN ŞUNA BİR AÇIKLIK GETİR BAKALIM!

Ermenistan'da 1923'te başbakanlık görevine gelen Kaçaznuni'nin açıklamalarına!..

Aynı yıl Bükreş'te Ermeni meselesinin ele alındığı Taşnak Parti Konferansı'nda söylediklerine bir açıklık getir. Bu konferansa katılan SSCB ve Avrupalı delegasyonun huzurunda Kaçaznuni, bak neler söyledi: (Gerçi sen bunları adın gibi biliyorsun. Sadece bu soruyu soranların insancıl dilinden anlamıyorsun!.)

Kaçaznuni, buradaki konuşmasında: 'İtilaf devletleri bizi hep Anadolu'da bir Ermenistan hayaliyle kandırdı. Bu boş hayale kapılarak Taşnak çeteleri kurup, 7 cephede savaşan Osmanlı ordularına silah ve mühimmat götüren birliklere saldırdık.
1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmadığı dönemde, Güney Kafkasya'da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Sadece birkaç hafta içerisinde Ermeni devrimci Taşnaksutyun Partisi hem bu birliklerin kurulmasına hem de Türkiye'ye karşı gerçekleştirdikleri askerî operasyonlara aktif biçimde katıldı.
Türklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık. Artık hepimiz Türklerin düşmanı olan İtilaf devletlerinin, kampındaydık. Türkiye'den 'denizden denize Ermenistan' talep etmekteydik. İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye'ye göndermeleri ve hâkimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika'ya resmî çağrılar yaptık. Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türklerle savaştık.'

1915 yaz ve sonbahar döneminde, Türkiye Ermenileri zorunlu bir tehcire tâbi tutuldu. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Bu yöntem en kesin ve uygun olanıydı…

Sana yüz bin örnek yazayım. Ama yine anlamazsın sen Türkçeden!

Bir gün dini afyon gibi kullanıp Lawrens oluyorsun! Bir gün dilindeki görünmez iman ölçer(!) aletlerle başkalarının imanını ölçmeye kalkıyorsun. Bir gün ilerici, özgürlükçü söylemlerle, Cumhuriyetçi maskesine bürünüp, bu değerlerin arkasına saklanıp, arkasına saklandığın değerleri yıkmak için, düşmanlarının bile saygı duyduğu, sonraki 100 yıla taşan Türk Büyüğünü, sarhoş, din düşmanı, karanlıktan korkan biri halinde gösteriyorsun! Sazanların, sponsorların ve onun paralı askerleri var seni alkışlayan!

Sen Anadolu'da belgelerle kayıtlı 520.000 den fazla savunmasız Türk'ü, ve yine kandırmaya çalıştığın Türk'ün özbeöz kardeşi Kürd'ü, koyun boğazlar gibi boğazladın. Kadınları kazıklara geçirdin, çocukları yaktın!. Buraya yazılamayacakları yaptın. Hem de en zayıf anımızda!
O Osmanlı seni yok etmedi yine. Aldı bir toprağından bir başka toprağına yerleştirdi. Korudu seni, arada günahsız olanlar vardır diye. Selçuklu, Bizans'ın zulmünden de korumuştu seni. Avrupa'nın zulmünden İspanyadaki Musevileri de korumuştu bugün senin iftira attıkların. Hem iftira atıp, hem onlarmış gibi, onlar adına kimden özür diliyorsun?! Çelişkiye bak! Sazanlar hariç, maskenin arkasındaki seni kimse tanımayacak sanıyorsun!

Sen konsoloslarımızı öldürürken, senin iftiralarından utanıp Taksimde çok sevdiği Atatürk'ün anıtı önünde kendini yakan Ermeni vatandaşımız Artin Penik'in ölmeden önceki son sözlerini, yazdığı mektubu da biliyorsun!.

Şimdi küresel zulümcülerinle birlikte ''soykırım olmamıştır!'' diyenleri bile cezalandıran kanunlar çıkardınız ya! Yirmi bir ülkenin parlamentosundan geçirdiniz ya! İşte sana vicdanının sesiyle konuşan iki suçlu! Kurduğunuz insan hakları mahkemeleri dahil hepsini harekete geçir, hem Ermenistan Başbakanını, hem de Artin Hanik'i soykırımı inkardan mahkum et!.. İftirana sadık ol! İDDİANA SAHİP ÇIK!.

Amerikalı tarihçi Justin Mc Carty 'yi de soykırım iftiran gereği, İnterpol'ü devreye sokarak yakalat… “ Sizi baskı altında tutup, 'Özür dileyin kapansın bu yara ' diyeceklerdir. Sakın oyuna gelmeyin. Rahatınız için bencillik ederseniz atalarınıza iftira etmiş olursunuz. Çünkü onlar böyle bir suç işlemediler.” diyor.

Dün Ermeni'yi maşa yaptın!. İftiralarınla aynı konuya yeni senaryolar yazdın!..

Ve şimdi Mandrake araçlarınla, tasarım ustası(!) uzantılarınla azınlıklar yaratıp, istediğin tabloyu tamamlamak peşindesin!. Ne tesadüf ki(!) başkalaştırmaya çalıştıkların, kimliklerini binlerce yıllık Türk müzik aleti saz ile, Türkü ile ifade ediyorlar. Bu öz kardeşleri, birbirini dayaklayan maymunlar deneyindeki gibi düşman etmeyi ne yazık ki başaramayacaksın!.. Savunmasız masum insanları nasıl özgürleştirdiğini vicdanlar söylüyor! Sağırlar değil akıl duyuyor! Körler değil, akıl görüyor. Tarih ise akılsız ve vicdansızların tekerrür eden sonunu yazmaktan usanmadı!

Bugün bile birlikte yaşadığımız Ermeniye, Yunana geçmişten dolayı hakaret eden TÜRK bulamazsın! Türk Milleti öylesine asil bir millet işte!

Senin amacın, insanlar, halklar bir birine dayak atarken(!) her ne ile besleniyorsan, onunla beslenmek!!!
Ama öğrenme güçlüğün olsa da bilmelisin; Tarih
Tekerrür Etmekten Yorulmaz!

Tarihe bak! Alman tarihçi Noumark diyor ki; 'Tarihten Türk'ü çıkarırsanız tarih kalmaz!'




Henüz bu yazıya yorum yapılmadı.


Adı Soyadı : Suat Turgut
Meslek / Okul : Antropoloji-Felsefe




Yazar Hakkında :
BEN SEVGİYİM

Ben aynayım,
güzellikleri yansıtırım sınırsızca

Ben çiçeğim,
açarım sırları bir bir

Ben duyguyum,
akarım çılgın ırmaklar gibi

Ben güneşim,
ışık olur aydınlatırım

Ben beyazım,
bürünürüm tüm renklere

Ben cömerdim,
v (devamı)

Sevdiğim Sözler
Hiç Ol!... Yarın terkedeceklerini şimdi terkedebilecek bilinçte olan özgürdür! (devamı)

Takipçileri tümü
Takip Ettikleri tümü
Fotoğraflarım tümü


Beğendiğim Video