Bu yazının içinde bulmanızı umduğum şey bir Millet. Ben Kırım Tatarıyım. Daha önce duydunuz mu bilmiyorum ancak ben buyum. Dedemler Kırım'ın Bahçesaray şehrinden geldiler. Onlara Tekirdağ'da bir köy verildi. O köyde büyüyen gençler ilk okula gidene kadar bizim konuştuğumuz ve yazdığımız Türkçe'yi bilmiyorlardı. Onlar yine Ural - Altay dil ailesinden gelen Kırım Tatarcasını konuşuyorlardı ve hala konuşmaya devam ediyorlar. İnşallah hiç vazgeçmezler. Vazgeçmemeleri gerekiyor neden mi arkadaşlar, hemen açıklayayım.
Kırım Tatarcası şuanda kaybetmeye yüz tutmuş diller arasında geçiyor. Ruslar Türkiye ile Tüm Türk Dünyasının iletişimini kopartmak için önce Kiril harekatı yaptı. Bu harekatla birlikte zannetti ki artık Büyük Türk Dünyasında Yaşayan Türkler. Türkiye'deki kardeşleri ile konuşamayacak , yazışamayacak ve bilgi paylaşımında bulunamayıp kendi kültürlerini kaybedecekler. Buna ilk dur diyen İsmail Bey Gaspıralı oldu. İsmail Bey Kırım'da çıkarttığı Tercüman mecmuası ile Kırım ve Türkiye arasında Köprü Kurdu. Kırım Tatarcasını tüm Türk Dünyasında konusulup anlaşılsın diye hedeflediği ''EDEBİY TİL'' haline getirmeye çalıştı. Kırım'da tam 3 lehçe kullanılıyordu. Nogay lehçesi , Bahçesaray Lehçesi ve Yalıboyu Lehçesi. Bu lehçelerden en anlaşılır olanı Türkçeye neredeyse 1 e 1 uyan Yalıboyu lehçesidir. İsmail Bey Gaspıralı'da Bahçesaray ve Yalıboyu lehçesi birleştirerek Tüm Türk Dünyasının anlayabileceği bir edebi dil olusturdu ve gazetesini bu yazı çerçevesinde çıkarttı. Bugün Kırım Tatarcasını Kırım'da KİPU üniversitesinde öğrenen bir insan Türk Dünyasındaki konuşulan tüm dillere hakim olabiliyor, bunun için İsmail Bey Gaspıralı'ya çok teşekkür ediyorum. Ancak Kırım Tatarcasının dünyadaki kaybolmaya yüz tutmuş diller sıralamasına girmesinin en etkili nedenini daha açıklamadık, isterseniz sizlere şimdi bundan bahsetmek istiyorum. 18 MAYIS 1944 Kırım Tatarlarına yapılan SOYKIRIM'dır bu neden. Bir Gecede Kırım Tatarları Topyekun Kırımdan Sürgün edilmiştir. Bu sürgünün ilk hedefi Kırımın slavlaştırılması ikinci hedefi ise milli benliği son derece güçlü olan Kırım Türklerinin Komünist Rusyada yaşayan diğer Müslüman Türkleri harekete geçirebilecek güçtü olmasıdır. Sürgünün ardından Kırım Türkleri Sibiryada ve Taşkentte bir yandan hayatta kalma mücadelesi verirken bir yandan da komünistlerin dayatmasına karşı dillerini kaybetmeme mücadelesi vermişlerdir. 1500 yıllık ana vatanlarından sürgün edilmekle kalmayan Kırım Türkleri'ne Katil Stalin'in ölümünden sonra sovyetler ''Kırım Türklerine yapılanlar yanlıştı'' diyerek kabul edecek ancak hiçbir hakları iade etmeyecekti. Ancak Kırım Türkleri hiçbir zaman terörizme başvurmadı. Kırım'a dönme mücadeleleri onlarca yıl sürdü ve sonunda Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu tarafından tek bir kurşun atmadan Kırım'a geri döndüler. Ancak yeni nesil 67 yıllık sürgünün izlerini üzerinden henüz atmakta zorluk çekiyor. Günlük konuştukları dil genellikle Rusça oluyor.Bu konuda onları suçlayamaz çünkü yıllarca başka bir ulusun kültürü ile büyüdüler.Günümüzde Kırım'da yaşayan Kırım Tatarlarının sayısı 300 bin kişi ve nüfusu hızla arttırmaya çalışıyorlar. Kültürel olarak Ruslara teslim olmadıkları için istisnalar haricinde Kırım Türkleri Ruslarla evlenmiyor ve Türk Adet ve Geleneklerini ellerinden geldiğince sürdürüyorlar. Resmi olmamakla birlikte Kırım'da kurulan ve Başkanlığını Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun yaptıgı Kırım Tatar Milli Meclisi Kırım Tatarlarını nüfus ve dil bakımından teşvik ediyor. Yine Kırım Türklerine ait olan KİPU üniversitesinde Dil ve Tarih eğitimi yeni nesile öğretiliyor ve inşAllah bu çalışmaların sonunda dilimizi bu listeden çıkartacağız.
Sözlerimi 18 Mayıs Arifesinde Soykırımda Hakkın rahmetine kavuşan Kırım Türklerine Allah'tan rahmet Soykırımın ardından Kırım'da Hayat mücadelesine devam eden Kardeşlerime Allah'tan Sabır dileyerek son veriyorum.