Türkiye Üniversite Kulüpleri Eğitim ve Gençlik Dergisi

E-Posta :  Şifre :    GİRİŞ
 GİRİŞ
 ÜYE OL


PROFİLİM
Arkadaşlarım
Mesajlarım
PAYLAŞIM DUVARI
ÜNİVERSİTELER
HABER BAŞLIKLARI
Son Haberler
En Çok Okunanlar
VİDEOLAR
Son Videolar
En Çok İzlenenler
Video Ekle
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle
KULÜPLER
Kulüplerim
Kulüp Haberleri
En Etkin Kulüpler
Kulüp Ekle
ETKİNLİKLER
Etkinlik Duyuruları
Etkinlik Ekle
SON VİDEOLAR

USTA KALEMŞÖRLER tümü
SON KALEMŞÖRLER tümü
YERLEŞKE 2023'ten
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle

Takip Ettikleriniz
Giriş yapmalısınız!


Fotoğraflarla Yerleşke




Özlem Akşit
12 Yazısı,
0 Takip ettiği,
6 Takipçisi,
2 Albümü,
0 Videosu,
bulunmaktadır.
Eklenme : 07.03.2012 11:22:50 | Okunma : 178
Eklenme : 03.03.2012 19:00:17 | Okunma : 121
Eklenme : 03.03.2012 18:58:19 | Okunma : 147
Eklenme : 25.02.2012 22:16:37 | Okunma : 163
Eklenme : 25.02.2012 22:13:18 | Okunma : 159
Eklenme : 31.10.2011 17:33:12 | Okunma : 354
Eklenme : 02.07.2011 12:22:31 | Okunma : 260
Eklenme : 02.07.2011 12:15:56 | Okunma : 202
Eklenme : 02.07.2011 12:13:25 | Okunma : 193
Eklenme : 02.07.2011 12:05:38 | Okunma : 242
Eklenme : 01.07.2011 10:18:59 | Okunma : 209
Eklenme : 30.06.2011 11:21:31 | Okunma : 189
MEDYA - REKLAM DÜNYASI İÇİNDE YETİŞEN GENÇLİĞİMİZ
Eklenme : 02.07.2011 12:05:38 - Okunma : 242
 

               Toplumunun kaderini yetişen gençlerin temiz ruhluluğunu ve güzelliğini koruma sorumluluğunda göremeyen kutsal değerlerini kaybetmiş Medya Kartellerine dair….


 


 


                               Genç ve çocuk psikolojisi  ve Türkiye deki” Değer Eğitimi” alanında saygın ve değerli bir isim olan Dr. Erdal Atabek bir konferansında anne babalığımızı sorguluyor.Ev içinde oluşturduğumuz model anne babalığın çocuklarımız üzerindeki yansımalarını katılımcıların kendilerine maddeler halinde sıralattırıyor . Anne baba kimdir sorusuna verilen cevaplar aşağı yukarı şöyle çıkıyor:


-Verici olandır,anne baba hep verir,istemeden verir.


-Koruyucudur


-Fedakardır


-Sahiplenicidir


-Yüklenendir.


               Ortaya çıkan madde manzarası belki de Türkiye deki genel anne baba tipleriyle benzeştiği için konuşmacıyı şaşırtmıyor ve bu maddeleri gerçekleyen anne babaların çocuklarının da düşünce profilini sorgulatıyor.Çıkan sonuçlar tamamen bizim çocuklarımızı yansıtıyor;


-Alıcı,


-Aşırı korunan


-Ben merkezci sadece kendi isteklerini ve hedeflerini düşünen,


-Sahiplenilmeye alıştığı için hayatın kendisine aşama aşama getirdiği tüm sorumluluklar ve yüklere karşı  güvensiz  ve altından kalkma bilincinden yoksun,


-Başlıca sorumlulukları yerine getirildiği ve ona ait işler bile anne baba tarafından yüklenildiği için hayatın kendisinden beklediği  görevlere karşı uzak  ve isteksiz gözlerle bakan ve pasif kalmayı tercih eden…


 


                  Maalesef bilerek ya da bilmeyerek  çocuklarımızı biz ülke sorumluluklarından kaçan bireyler olarak yetiştiriyor,onların bitmez tükenmez isteklerini saçımızı süpürge edip  yemedik yedirdik içmedik içirdik  psikolojisi altında veriyor ve buna karşılık onlardan tek isteğimizin vatana hayırlı yetişmeleri olduğunu söylediğimiz halde anlaşılamamaktan ve  bu çocukların gençlerin bozulmalarından yakınıyoruz.


                   Dr.Erdal Atabek 19 yaşında kendisine araba alınmadığı için psikolojik depresyona girerek gelen genç hastasından bahsediyor ve dürtü kontrolü ya da diğer deyişle hazzı konrol etme eğitiminin mutlaka çocuklara verilmesi gerektiğini söylüyor.


                   Peki nedir bu “Dürtü Kontrol” eğitimi?


              Deney şöyle : Bir uzman  bir grup çocuğun önüne bir tabak çikolata koyuyor  ve eğer bu çikolatayı beş dakika bekledikten sonra yerlerse onlara bir tane daha çikolata verileceği eğer on beş dakika sonra uzman dönünceye dek beklerlerse daha büyük ödül bir çikolata verileceği söyleniyor ve  çikolata dolu tabak masa üzerinde bırakılıp çıkılıyor.Çocuklardan bir kaçı uzman gider gitmez hemen tabaktan çikolata alıp yiyorlar.Bir kısmı beş dakika daha bekliyor ve uzman gelerek  birer çikolata daha veriyor bu gruba.Grup içinde birkaç çocuksa on beş dakika sabır göstererek ödül çikolatayı bekliyor ve uzmandan en güzel olanı alıyorlar.


                           Dr .Erdal Atabek e göre dürtü kontrolünü iyi başarabilen bu çocukların akademik hayatlarında da çok başarılı oldukları isteklerini sabırla erteleyemeyen  çocuklarınsa akademik ve özel hayatlarında başarısız sorumsuz ve doyumsuz gençlere dönüştüklerini ifade ediyor. Ve anne babalara muhakkak evde çocukların verici olmalarının sağlanması ve sorumluluklar   vermekten korkulmaması gerektiğinin altını çizerek hayır diyebilmenin önemi üzerinde duruyor ve hayır diyememenin bizim kültürümüzün en önemli belası olduğunu gençlere arkadaşlarının yanlış tekliflerine karşı hayır diyebilme öğretisinin verilmesini vurguluyor.Ve bilhassa ev içinde daha çocuk yaşta gence anne babasının hal hatırını anlaması ve sorması öğretilmelidir çocuklar da anne babalarının durumlarını bilerek yaşamalıdır ,bir tarafın sürekli verici bir tarafın ise sürekli alıcı olması sağlıksız ve onur kırıcı bir ilişki biçimidir gençler de verici olmayı bilmelidir  diyor. Evet bu haklı sözler maalesef  günümüz modern anne babalarının unuttuğu basit ama altın eğitim kuralları.


                    Çocuklarımızı çok seviyoruz ve yüceltiyoruz.Oysa onları pamuklara sararak devamlı vererek koruyarak iyilik etmiyoruz.Çocuklarımıza kapitalizmin en başlıca üç unsurundan biri olan tüketimi biz empoze ediyoruz.Onları onlarla geçirebileceğimiz uygun boş zamanlarımızda açık doğa alanlarına ,düşünce ve sorumluluklarını geliştirebilecekleri bilim sanat ya da tarih müzelerine değil ,alışveriş merkezlerine götürüyoruz.


                     Reklam dünyasının sunduğu rengarenk boyalı seçenekler içerisinde  çocuğumuzun dürtü kontrolünü kaybetmesi kaçınılmaz tabii ki.Ve biz yemedik yedirdik psikolojisiyle devamlı Kapitalist dünyanın pompaladığı her şeyi evimize sokmaya çalışıyoruz.Alamayan  anne babalar  çocuklarına yeterli imkan sunamama yanılsaması  içinde ezikliğe düşüp bunalım yaşıyorlar..


                     Ve bu tesiri  iyi yakalayıp çok iyi bilen Reklam sektörü etik olarak tam bir sınır tanımazlık içinde büyük bir gücün sahibi olarak toplumları yönlendiriyor ve idare ediyor.


                     Reklam tüm topluma dördüncü kuvvet denen Medya  kanalıyla ulaşıyor.Bu sektöre dördüncü kuvvet denilmesinin sebebi  ise Kamuoyu oluşturma ve toplumu  bilinçlendirme görevi nedeniyle yasama ,yürütme ve yargıdan sonra dördüncü  kuvvet oluşu.


                     Bu gücün toplum üzerinde yanlış kullanılmasına yol açan kitleleri doğru bilgilendirme görevini  yapamayan  bir Medya  ve reklam sektörü bir çok ülkenin de Ulusal güvenlik sorunu  olarak algılanmakta.Bunun sebebi Medyanın  İletişim ve bilişim sektörlerini yanına alarak hem kâr oranı yüksek dev bir kartel ,hem de hükümetleri devirebilecek bir siyasi güce sahip oluşu ve insanların direk bilinçaltına yönelik çalışmasıdır.


                     Medya ve reklam dünyasının tüketim toplumları üzerindeki etkileri hem etik hem de  ulusal güvenlik sorunudur.Çünkü savaşlar artık modern dünyada toplumların beyinlerinin içinde yapılmakta ve özellikle büyüme çağından başlayarak sistem içinde sistemi değiştirecek beyinlerin bizzat kendisi olan çocukların ve gençlerin beyinleri içindeki teslimiyet ve dönüşüm iradesi sağlanarak kazanılmaktadır.


                      Daha açık bir ifadeyle tam olarak çocuklara ve gençlere yapılan insan  eğitiminde çok önemli rolü olan dürtü kontrolü dediğimiz bu hazzı ve iradeyi frenleme kendisini kontrol altında tutabilme yetisini yok etmek veya daha çocuk yaşta geliştiremeden yönlendirme altına sokmaktır .Dr.Erdal Atabek in ifadesine göre  çocuklar enerji artırıcı içeceklerden başlayıp da bir çok renkli boyalı maddelerle dolu içeceklerin reklam bombar dumanıyla en değerli besinleri  olan suyu içmeyi unutur hale gelmişler cep telefonu markalarıyla yatıp kalkar  ve  “Benim babam Toyota gibi adam” sloganı atan reklamların tesirinde neredeyse babalarını bile araba markalarıyla  kıyaslatan reklamlar yüzünden anne babalarının değerlerini alım güçleriyle ölçer hale gelmişlerdir.


                    Reklamların  en önemli işlevi satışı artırmak için düş gücünün sınırlarını zorlamaktır bu doğru ama etik sınırları zorlaması ne derece kabul edilebilir?Reklamlarda zekanın tüm ince esprileri ortaya dökülürken toplumun temel dinamiği olan” kadın “ ın özellikle saygın  kimliğini yok edici bir üslupla çerez reklamlarında bir atımlık  olarak çağrıştırıcı mesajlarla veya buna benzer şekillerde   yansıtılması topluma ceza verir gibi bir reklamdır.Türk toplumu temelde anaerkil  bir toplumdur .Ana kelimesini ön kelime olarak  bu kadar sıklıkta kullanan bir toplum yoktur ve tarih boyunca da kadına bu kadar temel otorite ve güç veren bir toplum daha olmamıştır.Çocukları ve gençleri yetiştiren de anne olduğuna göre  toplumda ve reklamlarda kadın unsuru çok önemli bir  meseledir.Bugün kadının değerli algılanışı geçmişe göre kıyasla daha maddesel ve bedenseldir.Kadın erotizmi çağrıştıran her mesaj içerisinde başrolde kullanılıyor ve şimdilerde artık eskiden RTÜK(Radyo Televizyon Üst Kurulu) tarafından engellenen çok şey de  engelsiz olarak evlerin içine girer oldu.Bir öğretmen olarak  çocuklar ve gençlerden çok rahat duyabildiğim ifadeler hala biz büyüklerin eğitimcilerin yüzlerini kızartacak rahatlıkta  ve çok rahat edep yoksulu eli yüzü açık değil dökülen  reklam  esprileri yapılması toplumun geneline  yayılmış durumda.


                   Kadın kadar tüketimin çarklarını çeviren bir diğer ana unsur da çocuklardır.Ve her tür reklam çocukların daha çok ve daha farklı tüketim talebini  güçlendirecek biçimde tasarlanmaktadır.Ve bu çarkları  çevirenler  acımasız yüzüyle toplumumuz içindeki alım gücü bulunmayan aileler üzerindeki yıkıcı etkiyi ölçme sorumluluğunu bile önemsememektedir.


                 Tüm dünyada aynı  zihniyetle ortaya konulanlara toplumlar sınırlamalar ve tedbirler getirmektedirler.


                  Örneğin Fransa’da aydınların,sendikaların,üniversitelerin ve demokratik kitle örgütlerinin katkısıyla Medyayı takip ve hatalarının  teşhiri için ”Medya Gözlem Evi” kurulmuştur. Ancak bizim ülkemiz gibi kontrolün gizli ellerce yürütüldüğü geleceğe yönelik toplum yapısının sağlamlığını artırıcı ayakları üzerine basan  bir eğitim politikası ortada yoktur. Meydan bu kadar kapitalist kartellerin etki ajanlığına bırakıldığı içindir ki gençlerin önüne  hedef olarak daha çok tüketim yapabilmek konulmaktadır.Peki bu toplumun gençlerinde istediği hedef ve reklam sloganı ne olmalıdır ?İşte  size bir formül:


 


 


                   Türk genci


1)      Öncelikle toplumu  için gerçekten iyi olan şeyi samimiyetle dilemelidir


2)      Bunun için düşünceler geliştirmeli ve


3)      Bunları bilinçli duygulara  dönüştürmeli


4)      Bu duygularla  mutlaka çerçevesi akılla zekayla  işlenmiş davranışlar oluşturmalı


5)      Ve davranışları kalıcı bir yaşam biçimi oluşturacak alışkanlıklara dönüşmeli


6)      Ve bunu karakteri olarak  toplumunda kendi kimliği  şeklinde yaşamalı


7)      Karakter insanın kaderini de ortaya çıkaracağı için


             TÜRK gençlerİ toplumun kaderini kendi karakterleriyle belirleyeceklerdir.


           kADER =SONUÇ DEMEK OLDUĞUNA GÖRE BU VATANIN KADERİ =ELDE EDECEĞİ  TÜM SONUÇLAR ÇOCUKLARINA VE  GENÇLERİNE KAZANDIRDIĞI  KARAKTER SAYESİNDE OLACAKTIR.


 


                        


                    


                





Henüz bu yazıya yorum yapılmadı.


Adı Soyadı : Özlem Akşit
Meslek / Okul : İngilizce Öğretmeni-Eğitimci Yazar




Yazar Hakkında :
1991 yılı Selçuk Üniversitesi Mezunu.İngilizce Öğretmeni.Erzurum Atatürk Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında'Kadının Kimlik Sorunu Ve Virginia Woolf un Feminizm Anlayışı' konulu master tezini verdi.Halen İlhami Ahmed Örnekal İlköğretim Okulunda mesleğini sürdüren yazar,iki dergi (devamı)

Sevdiğim Sözler
Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır.
Yüreğiyle aklı arasındaki yolda gidişli gelişli bir trafik içinde olan hayata ve olaylara tüm yüreğiyle bakamayan sığ ve üretken olamayan insanlar ,yalanla işini yürüten ince hesaplı insanlar iki şehir ötemde dursunlar...dostlar başımın tacı.... (devamı)

Takipçileri tümü
Takip Ettikleri tümü
Bu yazar henüz kimseyi takip etmiyor.
Fotoğraflarım tümü
Beğendiğim Video