Aktütün Karakolunda ve terörle mücadelede can veren tüm şehitlerimizin anısına...........
Hakkari'de kar yağsa Rize'de üşüyorum
Bir asker şehit olsa yanıp tutuşuyorum..
İsmail Türüt
Ünlü edebiyatçımız Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kurtuluş Savaşı dönemlerinde işgal altındaki
İstanbul'u ve şehrin insanlarının özellikle elit denilebilecek zümreye mensup sözde Türk ailelerinin işgal esnasın-
daki ahlaki çöküntülerini,kokuşmuşluklarını ve kimlik çürümesi altında sergiledikleri eğreti manzaralarını özel-
likle de işgal subaylarıyla olan çarpık etkileşimleri anlatan “Sodom Ve Gomore”adlı bir eseri vardır.Bu eserde
adı geçen Sodom ve Gomore dini yazınlarda söz edilen yoldan çıkmışlığı ve sapkın yaşam biçimleri yüzünden
helak edilen Lut kavminin şehirleridir.Yazar İstanbul'un son hali ile bu dini efsaneyi kıyaslar.
Eserde iki tipleme gençlik sembolü vardır;Birincisi Türk kimliğinden utanarak işgal subaylarıyla ele-
le vermiş,ruhen batıyı tek kıble edinmiş, yoz bir biçimde gece sabahlara kadar flört edip eğlenen,gamsız,ruhsuz
Anadolu'nun gerçeklerinden habersiz bir kitle,diğer yanda Cemil gibi toprağa vatan gözüyle bakan,içi sancıyla dolarak kurtuluş mücadelesine inanan bir başka kitle...
Sodom Ve Gomore anlatmak istedikleri açısından önemli bir eserdir. Vatan,millet,,bağımsızlık gibi sancılar çekilirken insanlar arasında var olan duvarları,anlayamama ve anlaşılamamayı anlatan önemli mesajları
o dönemin gerçeklerinden yola çıkarak bugüne aktarır ve günümüz gerçekleriyle köprüler kurabilmemizi sağlar.
Tarih benzeri sürekli yinelenen tekrar sayfalarına sahiptir. Günümüzde de Sodom ve Gomore tarihi
kadar uzaklara gitmeye gerek olmadan İstanbul'un işgal günlerindeki manzaralarına neredeyse tıpatıp uyan örnek-
ler sergilenmektedir. Anadolu'nun gerçeklerinden bihaber olan insanlar bugün de aynı çehreye sahiptirdirler.O dönemlerde işgal subayları ile gamsız partiler düzenleyen elit zümreye mensup olma gayretindeki bazı tipler bugün de Türkiye'nin içinde bulunduğu terör mücadelesinin sebeb-i mevcudiyetini oluşturan güç odaklarıyla flört etmekte ,Türklüklerinden utanan bir tabiat sergilemekte ve kalamış marinalardaki mevcut cafe-bar dünyalarının pencerelerinden hayata bakmaktadırlar.
Onlar dış sermayenin beslemesi sarhoşluğuyla ileri geri konuştukları ve gerçekte gerçeklerinden bi-haber oldukları ülkelerinin ordusu ve savaşan güçleri aleyhinde peşpeşe demokrasi adına hodbince yazılar sıralar-
ken çorabı üç yerinden delik yavrularını yol kıyısından 10 dakikalık bir molada gelişigüzel ayaküstü bir şekilde
görebildikten tam yarımsaat sonra girdiği çatışmada şehit olan Anadolu evladının hissettiklerinden habersiz ve umursamaz bir biçimde, ruhsuzluk içinde Carrefoursa'da ya da Bağdat caddesinde,Nişantaşı'nda aldırışsız rahat-lıkları içinde dolaşabilmektedirler.
Bu dış-besili ,babalarının çömezi,yazarlardan ikisinin böyle bir çehresine bizzat ben bahsettiğim yerlerde şahit oldum ve
silüetlerini bir süre küçümseyerek izledim.İkinci cumhuriyetçi bu ruhsuz tipler toplumun ve cumhuriyetin temel değerlerine çomak sokma rahatlığını hodbince gösteren başlarını kaygı ve kasavetsizce yastıklarına gömerken ,
onların umrunda olmayan Güneydoğu Anadolu'nun dağlarında ,sınır kapılarında,kayaların taşların karla yastık ve yorgan yaptığı soğuk döşeklerde iliklerine kadar işleyen dondurucu buz gibi soğuk havada üzerindeki parkadan başka bir örtüye sarınmadan,birkaç dakikalık idarelik uykularla gövdesine can getirerek bu devletin bölünmez yapısını koruyan bir antikor gençlik var!.
Üstelik bu gençlik “Ulus devletin sonu gelmiştir,Türk ordusu dokunulmaz bir kurum değildir,
Türkiye'yi daha demokratik kılacak olan Türklerin hayatından devletin ve ordunun rolünü azaltmaya yarayacak reformlardır,yeni yüzyılın en önemli çatışması demokrasi güçleri ile despotizm yanlısı ,baskıcı güçlerin çatışması
olacaktır”söylemlerinden oluşan borazanlarını çalan bir grup kaleme ve “Türkiye'yi federalizm büyütecek” diyen
CIA Türkiye masası şefi Paul Henz'e en güzel cevabı ana hayali,yuva hayali,yar hayali taşımayı hesap etmeksizin
terörle mücadeleye baş koyarak vermekteler.
Atatürk'ün mehmetçikleri olmaya and içmiş bu yiğit Anadolu çocuklarının Atatürksüz bir Türkiye'yi düşünmeye tahammülleri de yoktur.
Az bir kesimin bildiği Küba gibi emperyalizm ile mücadele içinde olan ülkeler için Atatürk bir
idoldür ve bu yüzden Küba'nın beş değişik bölgesinde Atatürk büstü dikilerek Küba halkının ilgi ve sevgisi yansıtılmakta ve okullarda ders kitaplarında “bu yüzyılı da yönlendirme gücüne sahip önemli bir lider” olarak
okutulmaktadır.oysa diğer yandan CIA'nın Ortadoğu şefi Graham Fuller Kemalizm'in bittiğine dem vurarak
'Atatürk’ün düşünceleri çağı için son derece güçlü düşüncelerdi. Ama Türkiye artık ulusal kimliğini, yörüngesini, dünyadaki rolünü, hatta İslam’ın günlük yaşamdaki yerini yeniden düşünmelidir. Türkiye, demokrasi ile İslam’ın bir arada yaşatılabileceği modern bir formül bulsa, İran ve Arap dünyasına olağanüstü büyük bir entelektüel öncülük yapmış olur. İslam dünyası için geleceğin modeli olur bu.' (26 Şubat 1990, Cumhuriyet)
'Kemalizm öldü. Kemalizm’in sonuna gelmesinin iyi olduğunu düşünüyorum. Halkın büyük bir parçası İslam için daha hürmet görmeyi, Osmanlı tarihiyle kucaklaşmayı istiyor.' diyerek
zorla Atatürksüz bir Türkiyeyi dikte etmeye çabalamaktadır.TSK ise Cumhuriyetin kurucu ideolojisinden ödün verme niyetinde ve Kemalist bir ordu olarak Ortadoğu 'da taşeron olma taraftarı olmamıştır.Bunun içindir ki Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırılmasını bu açıdan bakıldığında yadırgamamak gerekir.
Türk Silahlı Kuvvetlerini Türk demokrasisinin önünde devamlı bir duvar olarak görmek
ve göstermek isteyen kafalar bu ülke gençlerinin farklı düşünce eksenlerine bölünmesini ve arada ortaya
çıkan gri zeminin alabildiğince kaygan olması emelini beslemekteler böylelikle kaotik bir ortamda Türkiye'nin
istendik yönde yapılandırılması sağlanacak,Türk insanının birbirine açık olan gönül gözü kapatılarak körler sağırlar diyaloğu başlatılacaktır.
Şu an Türkiye'de bunu başarabilmek güçtür çünkü tarihsel,kültürel,ve dinî bağlardan gelen geleneksel bir millî empati gücümüz vardır.
Hâlâ bu topraklarda Hakkari'de kar yağsa Rize 'de üşüyen,bir asker,bir güvenlik görevlisi şehit
olsa o ve ailesi için yanıp tutuşabilen güçlü gönül bağları olan milyonlarca yürek vardır.
Azlığına şükrettiğimiz ruhsuz,marina-barlardan hayata bakan körlerden çok daha öte daha iyi görebilen,daha öte analizler yapabilen bir vatansever antikor gençlik her yeni patlak veren düzmece gizli servis
oyunlarının ardından bu ülkede daha bilinç içinde gelişmektedir.