Türkiye Üniversite Kulüpleri Eğitim ve Gençlik Dergisi

E-Posta :  Şifre :    GİRİŞ
 GİRİŞ
 ÜYE OL


PROFİLİM
Arkadaşlarım
Mesajlarım
PAYLAŞIM DUVARI
ÜNİVERSİTELER
HABER BAŞLIKLARI
Son Haberler
En Çok Okunanlar
VİDEOLAR
Son Videolar
En Çok İzlenenler
Video Ekle
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle
KULÜPLER
Kulüplerim
Kulüp Haberleri
En Etkin Kulüpler
Kulüp Ekle
ETKİNLİKLER
Etkinlik Duyuruları
Etkinlik Ekle
SON VİDEOLAR

USTA KALEMŞÖRLER tümü
SON KALEMŞÖRLER tümü
YERLEŞKE 2023'ten
TÜM YAZILAR
Sende Yazını Ekle

Takip Ettikleriniz
Giriş yapmalısınız!


Fotoğraflarla Yerleşke




Özlem Akşit
12 Yazısı,
0 Takip ettiği,
6 Takipçisi,
2 Albümü,
0 Videosu,
bulunmaktadır.
Eklenme : 07.03.2012 11:22:50 | Okunma : 178
Eklenme : 03.03.2012 19:00:17 | Okunma : 121
Eklenme : 03.03.2012 18:58:19 | Okunma : 147
Eklenme : 25.02.2012 22:16:37 | Okunma : 163
Eklenme : 25.02.2012 22:13:18 | Okunma : 159
Eklenme : 31.10.2011 17:33:12 | Okunma : 354
Eklenme : 02.07.2011 12:22:31 | Okunma : 260
Eklenme : 02.07.2011 12:15:56 | Okunma : 202
Eklenme : 02.07.2011 12:13:25 | Okunma : 194
Eklenme : 02.07.2011 12:05:38 | Okunma : 243
Eklenme : 01.07.2011 10:18:59 | Okunma : 209
Eklenme : 30.06.2011 11:21:31 | Okunma : 189
BİR GENÇLİK DAHA VAR
Eklenme : 02.07.2011 12:15:56 - Okunma : 202
 

                   Aktütün Karakolunda ve terörle mücadelede can veren tüm şehitlerimizin anısına...........


 


                                                                                                          Hakkari'de kar yağsa Rize'de üşüyorum


                                                                                                          Bir asker şehit olsa yanıp tutuşuyorum..


                                                                                                                                                   


                                                                                                                                                    İsmail Türüt


                                    


                    Ünlü edebiyatçımız Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kurtuluş Savaşı dönemlerinde işgal altındaki


İstanbul'u ve şehrin insanlarının özellikle elit denilebilecek zümreye mensup sözde Türk ailelerinin işgal esnasın-


daki ahlaki çöküntülerini,kokuşmuşluklarını ve kimlik çürümesi altında sergiledikleri eğreti  manzaralarını özel-


 likle de işgal subaylarıyla  olan çarpık etkileşimleri anlatan “Sodom Ve Gomore”adlı bir eseri vardır.Bu eserde


adı geçen  Sodom ve Gomore dini yazınlarda söz edilen yoldan çıkmışlığı ve sapkın yaşam biçimleri yüzünden


helak edilen Lut kavminin şehirleridir.Yazar İstanbul'un son hali ile bu  dini efsaneyi kıyaslar.


                   Eserde iki tipleme gençlik sembolü vardır;Birincisi Türk kimliğinden utanarak işgal subaylarıyla ele-


le vermiş,ruhen batıyı tek kıble edinmiş, yoz bir biçimde gece sabahlara kadar flört edip eğlenen,gamsız,ruhsuz


 Anadolu'nun  gerçeklerinden habersiz bir kitle,diğer yanda Cemil gibi toprağa vatan gözüyle bakan,içi sancıyla dolarak kurtuluş mücadelesine inanan bir başka kitle...


                   Sodom Ve Gomore anlatmak istedikleri  açısından önemli bir eserdir.  Vatan,millet,,bağımsızlık gibi sancılar çekilirken insanlar arasında var olan  duvarları,anlayamama ve anlaşılamamayı anlatan önemli mesajları


 o dönemin gerçeklerinden yola çıkarak bugüne aktarır ve günümüz gerçekleriyle köprüler kurabilmemizi sağlar.


                    Tarih benzeri sürekli yinelenen tekrar sayfalarına sahiptir. Günümüzde de Sodom ve Gomore tarihi


kadar uzaklara gitmeye gerek olmadan İstanbul'un işgal günlerindeki manzaralarına neredeyse tıpatıp uyan örnek-


ler sergilenmektedir. Anadolu'nun gerçeklerinden bihaber olan insanlar bugün de aynı çehreye sahiptirdirler.O dönemlerde işgal subayları ile gamsız partiler düzenleyen elit zümreye mensup olma gayretindeki bazı tipler bugün de Türkiye'nin içinde bulunduğu  terör mücadelesinin sebeb-i mevcudiyetini oluşturan güç odaklarıyla flört etmekte ,Türklüklerinden utanan bir tabiat sergilemekte ve kalamış marinalardaki mevcut cafe-bar dünyalarının pencerelerinden hayata bakmaktadırlar.


                     Onlar dış sermayenin beslemesi sarhoşluğuyla ileri geri konuştukları ve gerçekte gerçeklerinden bi-haber oldukları ülkelerinin ordusu ve savaşan güçleri aleyhinde peşpeşe demokrasi adına hodbince yazılar sıralar-


ken çorabı üç yerinden delik yavrularını yol kıyısından 10 dakikalık bir molada gelişigüzel ayaküstü bir şekilde


görebildikten tam yarımsaat sonra girdiği çatışmada şehit olan Anadolu evladının hissettiklerinden habersiz ve umursamaz bir biçimde, ruhsuzluk içinde  Carrefoursa'da ya da Bağdat caddesinde,Nişantaşı'nda aldırışsız rahat-lıkları içinde dolaşabilmektedirler.


                     Bu dış-besili ,babalarının çömezi,yazarlardan ikisinin böyle bir çehresine bizzat ben  bahsettiğim yerlerde şahit oldum ve


 


silüetlerini bir süre küçümseyerek izledim.İkinci cumhuriyetçi  bu ruhsuz tipler toplumun ve cumhuriyetin temel değerlerine çomak sokma rahatlığını hodbince gösteren başlarını kaygı ve kasavetsizce yastıklarına gömerken ,


onların umrunda olmayan Güneydoğu Anadolu'nun dağlarında ,sınır kapılarında,kayaların taşların karla yastık ve yorgan yaptığı soğuk döşeklerde iliklerine kadar işleyen dondurucu buz gibi soğuk havada üzerindeki  parkadan başka  bir örtüye sarınmadan,birkaç dakikalık idarelik uykularla gövdesine can getirerek bu devletin bölünmez yapısını koruyan bir  antikor gençlik  var!.


                       Üstelik bu gençlik “Ulus devletin sonu gelmiştir,Türk ordusu  dokunulmaz bir kurum değildir,


Türkiye'yi daha demokratik kılacak olan Türklerin hayatından devletin ve ordunun rolünü azaltmaya yarayacak reformlardır,yeni yüzyılın en önemli çatışması demokrasi güçleri ile despotizm yanlısı ,baskıcı güçlerin çatışması


 olacaktır”söylemlerinden oluşan borazanlarını çalan  bir grup kaleme ve “Türkiye'yi federalizm büyütecek” diyen


CIA Türkiye masası şefi Paul Henz'e  en güzel cevabı ana hayali,yuva hayali,yar hayali taşımayı hesap etmeksizin


terörle mücadeleye baş koyarak  vermekteler.


                       Atatürk'ün mehmetçikleri olmaya and içmiş bu yiğit Anadolu çocuklarının Atatürksüz bir Türkiye'yi düşünmeye  tahammülleri de yoktur.


                        Az bir kesimin bildiği Küba gibi emperyalizm ile mücadele içinde olan  ülkeler için Atatürk bir


idoldür ve bu yüzden Küba'nın beş değişik  bölgesinde Atatürk büstü dikilerek  Küba halkının ilgi ve sevgisi yansıtılmakta ve okullarda ders kitaplarında “bu yüzyılı da yönlendirme gücüne sahip önemli bir lider” olarak


okutulmaktadır.oysa diğer yandan CIA'nın Ortadoğu şefi Graham Fuller Kemalizm'in  bittiğine dem vurarak


'Atatürk’ün düşünceleri çağı için son derece güçlü düşüncelerdi. Ama Türkiye artık ulusal kimliğini, yörüngesini, dünyadaki rolünü, hatta İslam’ın günlük yaşamdaki yerini yeniden düşünmelidir. Türkiye, demokrasi ile İslam’ın bir arada yaşatılabileceği modern bir formül bulsa, İran ve Arap dünyasına olağanüstü büyük bir entelektüel öncülük yapmış olur. İslam dünyası için geleceğin modeli olur bu.' (26 Şubat 1990, Cumhuriyet)

 'Kemalizm öldü. Kemalizm’in sonuna gelmesinin iyi olduğunu düşünüyorum. Halkın büyük bir parçası İslam için daha hürmet görmeyi, Osmanlı tarihiyle kucaklaşmayı istiyor.'
diyerek


zorla Atatürksüz bir Türkiyeyi dikte etmeye çabalamaktadır.TSK ise Cumhuriyetin kurucu ideolojisinden ödün verme niyetinde ve Kemalist bir ordu olarak Ortadoğu 'da taşeron olma taraftarı olmamıştır.Bunun içindir ki  Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırılmasını bu açıdan bakıldığında yadırgamamak gerekir.


                         Türk Silahlı Kuvvetlerini Türk demokrasisinin önünde  devamlı bir duvar olarak görmek


ve göstermek isteyen kafalar bu ülke gençlerinin farklı düşünce eksenlerine bölünmesini ve arada ortaya


çıkan gri zeminin alabildiğince kaygan olması emelini beslemekteler böylelikle kaotik bir ortamda Türkiye'nin


istendik yönde yapılandırılması sağlanacak,Türk insanının birbirine açık olan gönül gözü kapatılarak körler sağırlar diyaloğu başlatılacaktır.


                           Şu an Türkiye'de bunu başarabilmek güçtür çünkü tarihsel,kültürel,ve dinî bağlardan gelen geleneksel bir millî empati gücümüz vardır.                                                                             


                           Hâlâ bu topraklarda  Hakkari'de kar yağsa Rize 'de üşüyen,bir asker,bir güvenlik görevlisi şehit


olsa o ve ailesi için yanıp tutuşabilen güçlü gönül bağları olan milyonlarca yürek vardır.


                           Azlığına şükrettiğimiz ruhsuz,marina-barlardan hayata bakan körlerden çok daha öte daha iyi görebilen,daha öte analizler yapabilen bir vatansever  antikor gençlik her yeni patlak veren düzmece gizli servis


oyunlarının ardından  bu ülkede daha bilinç içinde gelişmektedir.





Henüz bu yazıya yorum yapılmadı.


Adı Soyadı : Özlem Akşit
Meslek / Okul : İngilizce Öğretmeni-Eğitimci Yazar




Yazar Hakkında :
1991 yılı Selçuk Üniversitesi Mezunu.İngilizce Öğretmeni.Erzurum Atatürk Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında'Kadının Kimlik Sorunu Ve Virginia Woolf un Feminizm Anlayışı' konulu master tezini verdi.Halen İlhami Ahmed Örnekal İlköğretim Okulunda mesleğini sürdüren yazar,iki dergi (devamı)

Sevdiğim Sözler
Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır.
Yüreğiyle aklı arasındaki yolda gidişli gelişli bir trafik içinde olan hayata ve olaylara tüm yüreğiyle bakamayan sığ ve üretken olamayan insanlar ,yalanla işini yürüten ince hesaplı insanlar iki şehir ötemde dursunlar...dostlar başımın tacı.... (devamı)

Takipçileri tümü
Takip Ettikleri tümü
Bu yazar henüz kimseyi takip etmiyor.
Fotoğraflarım tümü
Beğendiğim Video