Çocukluğumu anımsıyorum da...Dedeciğimi..ne kadar güzel ruhlu bir erkek olduğunu..mahallenin okumamış ama bilge kafalı kadınlarıyla oturur çay içer sohbet ederdi..kadına saygının önemli olduğu bir ailede büyüdüm ben..Kadın demek onur demekti..Bir erkek kadınına ne kadar saygı duyar onu sahiplenir korur ve yüceltirse o da aileyi korur eşini sahiplenir ve toplum sağlam mayayla güçlü olurdu...Maya bozuldu...ilk bozulma kadından olmadı...ilk önce erkek bozuldu...Çünkü erkek kadını erdemiyle değil, sütyeniyle sever oldu...Dedemin hanımlarla edepli seviyeli muhabbetler etme kültürü aslında Anadolu da Kirmani ye ve Hacı Bektaşi Veliye dek uzanan tertemiz bir kültürdü....Çünkü o dönemlerde kadın erkek birarada ve bir tasavvuf terbiyesi altında birbirlerinin yüzüne bakıyorlardı...Kadın erkeğin erkek de kadının metroseksüelliğiyle ilgili değillerdi...hayat vardı sadeliğiyle bir kuru yavan bulguru ayranıyla beraber paylaşılan ve bölüşülen bahçeler dolusu meyveler vardı...konuşulacak hasat biçmeler ve gündelik kaygılar vardı...bu ortak paylaşım içinde erkek kadını hayatın yavan pilavını soğanını sorumluluğunu yüklerini ve de özlemlerini sevinçlerini paylaşan bir yoldaş olarak algılarken sevda duyduğu sevgilisine de onun olan işlemeli yazmasını yüreğinin üzerinde taşıyacak kadar gururlu ve inceydi....o güçlü bir Erkek ti.. gücü tepesine basarak yükseldiği insanların üstü olmasından değil yüreğindeki arslan parçası yiğitliğinden ileri geliyordu..çünkü yiğit olmak önemliydi Türk Toplumu için....Yiğidim diye sevmeliydi kadını onu ve o da Allahtan aldığı bir emanet olarak gördüğü kadınını kötü olabilecek şeylerden koruyan ,esirgeyen ,kollayan olmalı şefkat ve sevgisiyle büyütmeli ,başına tac ederek yavrularına layık bir ana olması için onurlandırıp şereflendirmeliydi ...Erkeğin kadına bakışları dedemi dinlediğim dönemlerde başkaydı...yine mini elbiseler vardı fotoğraf karelerinde görürdüm...ama hiçbirinde et teşhirine rastlamazdınız..yoktu sarkıntılık.. yoktu yoldan çıkarmaya çalışmalar,yatağa atma çabalarıyla şereflendiğini zan etmeler yoktu....bir kızı bir kadını arkadaşlarına anlatarak askerlik macerasına denk heyecanlar palavracılıkla ucuz mutluluklar elde etme çabası yoktu....kendi bacısını nasıl görmek istiyorsa erkek sokaktaki komşu kızından ve kadınından da hürmetle muamele ederek onu görmeyi umardı...Pencereden pencereye bakışıp da yıllarca aşkını birbirine bildiremeyenlerin edepliliğin temizliği vardı sokaklarda....Önce erotik Yeşilçam filmleriyle kirlendi sokaklar..afişler...zihinler...Sonra paranın gücüyle tanıştı toplum...köşe dönmenin işini bilen memuru oldu....Üç zora nefsini sınadı ; paraya,mevkiye ve ucuz sevmelere uçkur çözer oldu....Erkekler erkeklerimiz dökülüyor şimdi...erkekler bir toplumun beynidir..beyinse üç şeyden yol alır bunlarda mantıktır akıldır erdemdir...erkeklerimiz bilmelidirler ki onlar ne kadar bunları kaybederse..toplumda kadınını kaybedecektir...kadınını kaybeden toplum da KENDİNİ KAYBEDECEKTİR ve de GELECEĞİNİ....
